KEMENÇE VE MÜZİK

27 Nisan 2021
0 Haber Yorum
Kaan Sezerler...

Yazın yaklaştığı şu günlerde Ege'nin sıcaklığını hissederek yazdığım “Mavi Liman”, Maqam Records etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlanıyor.
‘’Farklı zannedilen kültürlerin, aslında birbirini besleyerek gelişen ortak bir değer olduğu, özellikle de sanatta bu olgunun daha da hissedilir ve yaşanılır olduğu aşikâr.’’
Ü.K: Kaan Sezerler kimdir sizi sizden dinleyelim?
K.S: 1981 yılında doğdum. Klasik Kemençe icracısıyım. Müziğe ilgim küçük yaşlarda başlamıştı. Kendimce besteler yapıp kaydederdim.
İlkokul öğretmenim de müziğe olan ilgimi fark ederek beni desteklemişti. Ve geldik konservatuara ilk girişime; 1992 yılında, İ.T.Ü. Türk Musikisi Devlet Konservatuarı sınavlarına girdim. O dönemde, ilköğretim 5 yıldı. Dolayısıyla konservatuarlara ortaokuldan itibaren girilebiliyordu. İlkokul öğretmenim Çiçek Erten ’in sınavlara girmem konusunda, ailemle birlikte beni yönlendirmesi benim için bir mihenk taşı oldu. 3 aşamalı sınavların ardından, okula girmeye hak kazandım. 1992/98 yılları arasında orta ve liseyi (Çalgı Eğitimi Bölümü), ardından 1998/ 2002 yılları arasında da üniversiteyi (Çalgı Eğitimi Yüksek Bölümü) Bölüm birincisi olarak bitirdim, mezun oldum. Bitirme ödevi olarak “Hazırlık Bölümü İçin 4 Telli Kemençe Metodu” yazdım. Bugün bu metodu geliştirme aşamasındayım, birkaç dile çevrilerek çıkması planlanıyor.
İlk büyük sahne deneyimim, okul yıllarında, hocam Serdar Öztürk’ün sanat yönetmenliğini, Altan Günbay’ın da rejisörlüğünü yaptığı, Yunus Emre Müzikhalinde rol almamdı. Çok sesli Türk Müziği eserlerini seslendirdiğimiz bu müzikali,  Atatürk Kültür Merkezi’nde sahneledik.
Ü,K: Müziğimizin diğer kültürlerden farkı var mı?
K.S: Dünyanın birçok yerinde ve ülkemizde, Türk Sanat Müziği, Klasik Batı Müziği, Türk Hafif Müziği ve Dini Müzik alanlarında, birçok grup ve orkestrayla konserler verdim. Farklı zannedilen kültürlerin, aslında birbirini besleyerek gelişen ortak bir değer olduğu, özellikle de sanatta bu olgunun daha da hissedilir ve yaşanılır olduğu aşikâr.
Geçmişten günümüze İstanbul, birçok kültürü ve insanı içinde taşıyan ve bir potada eriten bir metropol. Dolayısıyla bu şehirde yaşamak ayrı bir şans bana göre.
Ü.K: Albümlerinizden ve Kişisel çalışmalarınızdan anlatır mısınız?
K.S: Sanat Yönetmenliğini yaptığım, kendi projelerim olan, 45’liklerden Günümüze, Viyana’dan İstanbul’a konserlerinde icracılığın yanında sunuculuk da yaptım. Çok keyif aldığım ve seyirci tarafından da çok beğenilen konserler olmuştu.
2018 yılında kurulan, şefliğini yaptığım Sefarad Müziği ve Türk Sanat Müziği’nin bir arada seslendirildiği Genç Emekliler Korosu ile ilk konserimizi, yine aynı yıl Neve Şalom Sinagogu’nda verdik.  Uzun yıllar çalışmalarla, konserlerle yoğurulan ve gelişen koromuz ile yeni bir oluşum ile “İkinci Bahar Korosu”  adı ile devam ediyoruz. Bugün pandemi nedeni ile çalışmalarımızı online olarak sürdürmekteyiz.
Müzik çalışmalarım devam ediyor.
KİŞİSEL ALBÜM ÇALIŞMALARIM
2021 yılında, “MAVİ LİMAN" adlı bestemden oluşan single çalışmam tüm dijital platformlarda yayınlandı.
2014 yılında, “I love İstanbul-Yaşayan Melodiler” isimli enstrümantal albümde, klasik kemençe icrası ile yer aldım.
2011 EKİM ayında, grubum “LOCA LUNA” ile, “DELİ AY” isimli enstrümantal albümü çıkarttım. Bu albümde icracı ve besteci olarak yer aldım.
2005 yılında “RELAXATION MUSİC with Turkish Enstrumant” serisi içinde yer alan "OCEAN" adlı klasik kemençe albümünü çıkarttım. Bu albümde Türk Müziği,New Age ve Chill-Out bir arada kullanılarak değişik bir tarz yaratılmıştı. Bu albümde icracı ve besteci olarak yer aldım.
En son çıkarttığınız tekliniz “Mavi Liman”ın ortaya çıkma sürecini anlatır mısınız?
 Ege, adalar, denizin kokusu, insanların güler yüzü, o nefis tatlar, kahkahalar, danslar… ve tabiki samimiyet. Tüm bunlar, insanı saran ve yaşatan şeyler..
İşte, yaptığım tüm gezilerde, özellikle Ege'de yaşadığım anıların her biri notalarla buluştu.
Başlangıç bölümü (minör bölüm) Ege'de gün batımları harikadır. Güneşin sarıdan turuncuya, kırmızıya, batıncaya kadarki renkleri gökyüzü ile birleşen deniz, küçük adalar ile durgunlaşır, hoş bir melodi söyler adeta. Bu bölümün ilk cümleleri bu esnada çıktı ortaya; sahilde yürürken. İlerleyen zamanlarda diğer bölümler de olgunlaştı, yerini aldı.
Bugün de kıymetli arkadaşlarım Ersin Ersavaş ve Sarper Eroğlu’nun da değerli katkılarıyla sizlerle buluşuyor. Haber / Röportaj: Ümit KARAMAN

Yorumlar(0)

Yorum Yapın

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.