“SİYASİ MALZEME YAPILMAMALI”

01 Temmuz 2022
0 Haber Yorum
İyi Parti Adıyaman Hukuk Komisyonu 1915 olaylarına ilişkin olarak bir basın açıklaması yaptı.

İyi Parti Adıyaman Hukuk Komisyonu 1915 olaylarına ilişkin olarak bir basın açıklaması yaptı.
İyi Parti Adıyaman Hukuk Komisyonu adına İl Başkan Yardımcısı
Av. Muhammed Cihan Güvenç’in parti il binasında yaptığı açıklama şöyle:
Dış güçlerin “Ermeni Soykırımı” olarak niteledikleri Tehcir mevzuu Osmanlı’nın yıkılış dönemiyle birlikte yabancı güçlerin Osmanlı tebaası olan Hristiyan tebaayı kendi siyasi emelleri uğrunda kullanma emelleriyle birlikte batılı güçlerin deyimiyle “Şark meselesi” olarak ortaya çıkmıştır.
Osmanlı, Gayrı Müslim tebaayı askerlikten muaf tutmak suretiyle Gayrı Müslim tebaaya önemli bir imtiyaz sağlamıştır. Bu imtiyaz, Müslüman tebaanın savaşlardan başını kaldıramamasına ve göreceli olarak topyekün fakirleşmesine, buna karşılık kahir ekseriyetle zanaatla iştigal eden Gayrı Müslim tebaanın ise zenginleşmesine vesile olmuştur.
1. Dünya Savaşıyla birlikte Müslüman halkın çeşitli cephelerde harbe gitmesiyle geride sadece kendilerini ve ülkeyi savunamayacak mahiyetteki yaşlılar ve kadınlarla çocuklar kalmıştır. Batılı emperyal güçlerin siyasi emellerini gerçekleştirmek adına Osmanlı’da “Millet-i Sadıka” olarak nitelendirilen Ermeniler özerklik adı altında Osmanı’ya karşı başkaldırmaya zorlanmış, bu süreçte çeşitli komiteler, örgütler kurmuş, maalesef özellikle şarkta yer yer Ermeni tebaa bu oyuna gelmiştir. Muhakkak ki tüm Ermeni yurttaşlarımız milletimize zulme yanaşmamıştır. Çünkü yukarıda da izah ettiğimiz üzere Osmanlı’da devletine sadık olan millet olarak yaşamışlardır.
Ermenilerin soykırıma uğradığı iddiaları dün emperyal hedeflerini gerçekleştirme gayesi güden güçlerin halen aynı emelleri güttüklerini bize göstermektedir. Ülkemizde soykırıma uğrayan Ermeniler değil; bilakis Müslüman ahalidir. 1. Dünya harbi sırasında Ruslarla birlik olan Ermeni komitalarının savaşta geride korumasız kalan halka büyük işkenceler etmek suretiyle bir zulme karıştıklarına tüm tarihçiler mutabakat sağlamıştır. Ermenilerin Anadolu’da giriştikleri zulüm Osmanlı Devleti’ni çeşitli önlemler almaya zorlamış ve bu çerçevede Ermenilerin halka zulmetmesini engellemek amacıyla yerleri değiştirilmek suretiyle zulmün önüne geçilmeye çalışılmıştır.
Osmanlı, Ermenileri tehcire zorlarken tüm Ermeni tebaayı değil; olaylara karışan Ermenileri tehcir etmiştir. Bir an için neden 27 Mayıs 1915 yılına kadar Osmanlı böyle bir tehciri uygulamamış da Ermenilerin millete zulmetmesi üzerine bu yola başvurmuştur? Burada devlet, içeride devleti ve milleti sıkıntıya düşürecek birtakım unsurları savaş bölgesinden uzak yerlere kaydırma amacı gütmüştür. Kaldı ki; dönemin hükümeti tehcir kanununu çıkardığında Ermeni tebaanın tehcir esnasında hangi yoları kullanacağı, bunların iaşeleri, geride bıraktıkları malvarlıklarının korunması, bunların harcırahlarını da hesaplamak suretiyle tehcire muhatap olanların zarar görmemesini temin etmeye çalışmıştır. 
Tarihi kaynaklarda da görüleceği üzere ilimizde tehcir kanunu diğer bölgelerdeki gibi bir uygulama alanı bulmamıştır. Bunda Adıyaman’da Ermeni tebaanın bir zulme karışmaması önem arz etmektedir. Her ne kadar Ermeni tebaa cihetinden bir kalkışma planı olsa da bu uygulanamamıştır. Tehcir döneminde henüz bir kaza olan Adıyaman’da münferit bazı olaylar olsa da kahir ekseriyette büyük olaylar yaşanmamıştır fakat bununla birlikte Ermeni tebaanın yaptığı mezalim hakta bir panik havası yaratmıştır.
Somut olarak Doğu Cephesinde Sarıkamış faciasının yaşanmasında silahlı Ermeni komitalarının rolü gözardı edilemez. Ruslara karşı mücadele verdiğimiz Doğu Cephesinde cepheye giden lojistik malzemeyi engellemek suretiyle cephedeki askerlerimizin kış şartlarına uygun giysi ve erzaktan yoksun kalmasını sağlayarak yaklaşık 78.000 askerimizin şehit olmasına sebebiyet vermişlerdir.
Anadolu’nun çeşitli yerlerinde emperyal güçlerin gazına gelen Ermeni komitaları tam ifadeyle bu topraklar üzerinde büyük bir soykırıma girişmişler bu durumda devlet hem kendini hem de milleti koruma refleksi göstermiştir. İşte bu refleks, Tehcir Kanununun yürürlüğü ile zorunlu göçte vücut bulmuştur.
Batılı emperyal güçlerin iddia ettikleri gibi Ermeni tebaaya kesinlikle bir soykırım yapılmadığını buradan bir daha belirtmek isterim. Batılı emperyal güçler insanların algılarıyla oynamak suretiyle bu boş yalana sarılmaktadırlar. Türkiye tarafından tarihçi bilim adamlarından teşekkül edecek bir ekip tarafından soykırım iddialarının araştırılması talebi maalesef kabul görmemiş ve bu iddialar siyasi arenada Türkiye’ye karşı bir sopa olarak kullanılmaya devam etmektedir. Ne acıdır ki ülkemizde de emperyal güçlerin temelsiz iddialarına çanak tutan birtakım mahfiller her zaman olmuştur.
Bu çerçevede Diyarbakır Barosunca Ermeni Olaylarına ilişkin “Büyük Felaketin Acısını Paylaşıyoruz”şeklindeki paylaşımı ile Adıyaman Barosunun Diyarbakır Barosunun yanında olması tarafımızca kabul edilemez mahiyettedir. Diyarbakır Barosunca yapılan açıklamanın “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatindeyiz. Her ne kadar Adıyaman Barosu, Diyarbakır Barosunca yapılan basın açıklamasındaki metnin özünü ve içeriğini destekler mahiyette beyanda bulunmasa da toplum nezdinde hassasiyet barındıran bu konu hakkında daha hassas davranılması gerektiği kanaatindeyiz. Nitekim biz Ermeni olaylarının tarihçilerden kurulacak bilim adamları tarafından araştırılması, siyasi malzeme yapılmaması gerektiği kanaatindeyiz. Bu husustaki düşüncelerimizi kamuoyunun takdirine sunuyoruz.

Yorumlar(0)

Yorum Yapın

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.