DEĞİŞİME DESTEK

01 Kasım 2022
0 Haber Yorum
Adıyaman Barosu hukukçularından Av. Ali Murat Bilgiç tarafından Kâhta’da düzenlenen “Helalleşme ve Sistemin Değişim Gerekliliği” programına yüzlerce davetli tarafından katılım sağlandı.

Kâhta’da baraj sahilindeki özel bir sosyal tesis salonunda düzenlenen programa Bilgiç’in dostları, akrabaları ve partililer katılım sağladı.
Kapıda kendisini destekleyen davetlileri karşılayan Avukat Ali Murat Bilgiç, içerideki programda masaları tek tek dolaşarak katılım sağlayanlara hem teşekkür etti hem de sohbet etti.
Konuşmasında alkışlarla destek gören Bilgiç sistemin gerekliliğini vurguladı.
Türkiye’nin ekonomik anlamda zor bir süreçten geçtiğini de belirten Bilgiç, “. İşsizliğin bu kadar arttığı, enflasyonun bu kadar artış gösterdiği bir ortamda bir şeyler yapmak lazımdır. Bir çözüm üretmek lazım” dedi.
AK Partinin 20 yıldır iktidarda olduğunu söyleyen Bilgiç, “Türkiye 20 yıldır aynı yönetim anlayışıyla, aynı kişinin veya kişilerin talimatları doğrultusunda yönetiliyor. Ve Türkiye’yi bir insan sayarsanız şu an koma
dayız” dedi.
Kahta’yı ihmal ettiklerini de ifade eden Bilgiç, “Bakınız bizim hatalarımız oldu. Be
nim birey olarak hatam oldu, Kâhta’yı ihmal ettim. Ailemin hatası oldu. Aynı zamanda partimin de hatası oldu. Biz Kâhta’yı yok saydık. Biz Kâhta’ya gidip gelmedik. Biz Kâhta’da halkı kucaklamadık. Biz Kâhta’da halkı ötekileştirdik. İşte bu yemek helalleşme yemeğidir. Hem benim adıma, ben partimi temsil etmiyorum ama karınca kararınca partimin adınadır” dedi.
Avukat Ali Murat Bilgiç salonu dolduranlara şunları söyledi:
TÜRKİYE EKONOMİK OLARAK ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR:

Şimdi burada neden bir araya geldik. Bu toplantımızla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.
Türkiye ekonomik olarak çok zor bir dönemden geçiyor.
Hepiniz biliyorsunuz ki, enflasyon almış başını gitmiş. İşsizlik çift haneli rakamla
rda. Üniversite mezunları marketlerde kasiyer olabilmek için arıyorlar. Hatta asgari ücretin altında çalışabilmek için çaba harcayarak iş arıyorlar. İşsizliğin bu kadar arttığı, enflasyonun bu kadar artış gösterdiği bir ortamda bir şeyler yapmak lazımdır. Bir çözüm üretmek lazımdır.
TÜRKİYE 20 YILDIR AYNI ANLAYIŞLA YÖNETİLİYOR. ŞU AN KOMADAYIZ:
Şimdi yıllardır hasta olan bir insana aynı doktor bakıyorsa, bu doktor hep aynı teşhisi koyuyorsa, aynı ilacı veriyorsa ve hasta iyileşmiyorsa ısrarcı olmanın bir anlamı yoktur. Ne yaparsanız?  O zaman doktorunuzu değiştirirsiniz. En azından derseniz ki bu insan beni iyileştiremedi, 15 yıldır 20 yıldır aynı şeyleri yapıyor, yeni doktor belki daha iyi şeyler yapar derzsiniz. Değerli arkadaşlar işte Türkiye bu durumdadır. Türkiye 20 yıld
ır aynı yönetim anlayışıyla, aynı kişinin veya kişilerin talimatları doğrultusunda yönetiliyor. Ve Türkiye’yi bir insan sayarsanız şu an komadayız.
AYNI YÖNTEMLE DEVAM EDERSENİZ DEĞİŞEN BİR ŞEY OLMAZ.
KUVVETLER AYRILIĞININ HAYATA GEÇMESİ GEREKİR:

Komadan çıkmak için doktorumuzu değiştirmemiz lazımdır. Sadece doktorumuzu değiştirmek de çözüm değildir. Doktorunuzu değiştirir aynı yöntemle tedaviye devam ederseniz değişen bir şey olmaz.
Buradan şuna gelmek istiyorum. Bakınız arkadaşlar ben hukukçuyum
. Benim yüksek lisans konum kamu hukuku ve siyasal alandır. Şimdi dünyanın bütün demokratik ülkelerinde demokrasinin olabilmesi için kuvvetler ayrılığı dediğimiz sistemin hayata geçmesi gerekir.
Herkesin anlayacağı tarza şöyle anlatayım;

Yürütme dediğimiz, polisi, nüfus memurluğunu, tapu memurluğunu temsil eden güçtür. Bugünkü sistemimizde cumhurbaşkanı eski sistemimizde başbakan ve bakanlardır. Bunların ayrı bir güç olarak kenarda durması lazımdır. Yargının hepiniz biliyorsunuz mahkemeler, savcıların ayrı bir güç olarak kenarda durması lazımdır. Yasama dediğimiz kanun çıkaran mercinin de ayrı bir güç olarak bir kenarda durması lazımdır. Ve bunların birbirlerini denetlemesi, bunların birbirlerini dengelemesi gerekiyor. Türkiye’nin şu anki koşullarında, hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki yargıya da yürütmeye de yasamaya da tek bir güç tek bir kişi hükmediyor. O bir kişinin hükmettiği yerde demokrasi olmaz.
ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEMİZ GEREKİR:

Eğer yarın seçim olur, o bir kişi değiştirirsek inanın hiçbir şey değişmez. Beni getirirseniz ben de onun gibi güç zehirlemesi yaşarım. Ahmedi getirirseniz o da aynı olur, işte Mansur Yavaş’ı getirirseniz o da aynı olur, Kılıçdaroğlu’nu getirirseniz o da aynı olur. O yüzden bizim bu önümüzdeki süreçte sistemi değiştirmemiz lazımdır. Nedir o sistem değişikliği? Parlamenter demokrasiye geçmemiz lazımdır. Önümüzdeki seçim, parlamenter demokrasiyi isteyenlerle istemeyenlerin seçimidir. Önümüzdeki seçim insan haklarından yana olanlarla insan haklarından yana olmayanların seçimidir. Önümüzdeki seçim yoksul halkın yanında olanlarla müteahhitlerin yanında olanların seçimidir.
20 YILDIR ADIYAMAN’DA AK PARTİ İKTİDARDIR.

SANKİ 20 YILDIR KENDİLERİ YÖNETMİYOR:
Bakınız 20 yıldır Adıyaman’da AK Parti iktidardır. 20 yıldır aynı insanlar milletvekilidir.
Adıyaman’ın en temel sorunu nedir? Aha şurada yemek yediğiniz yerden bakınız su var, baraj var. Ama bir metre tarlamız sulanmamıştır. Utanmadan sıkılmadan basına poz veriyorlar diyorlar ki, Adıyaman’ın sulama projesini planlıyoruz. Ya 20 yılda sen planlayamadın mı? 20 yılda bu işi yapamadın mı? Bakınız muhalefet partisi gibi konuşmaya başladılar. Sanki 20 yıldır ülkeyi kendileri yönetmiyormuş da bir başka parti yönetiyormuş gibi demeçler vermeye başladılar. Sayın cumhurbaşkanı yolsuzlukları, rüşveti biz bitireceğiz diyor. Bunun Türkçesi yolsuzluğu ve rüşveti kabul ediyorsunuz demektir. Peki, 20 yıldır bitiremedin de bundan sonra nasıl bitireceksiniz.
KÂHTA’YI İHMAL ETTİK:

Sizden tek bir ricam var. Bakınız bizim hatalarımız oldu. Benim birey olarak hatam oldu, Kâhta’yı ihmal ettim. Ailemin hatası oldu. Aynı zamanda partimin de hatası oldu. Biz Kâhta’yı yok saydık. Biz Kâhta’ya gidip gelmedik. Biz Kâhta’da halkı kucaklamadık. Biz Kâhta’da halkı ötekileştirdik. İşte bu yemek helalleşme yemeğidir. Hem benim adıma, ben partimi temsil etmiyorum ama karınca kararınca partimin adınadır. Biz bu helalleşmeyi gerçekleştirmek zorundayız. Önümüzdeki süreçte Kâhta bizler için çok önemlidir. Bakınız Kâhta’nın 80 bin seçmeni vardır. Kâhta demek Gerger demektir. Kâhta demek Sincik demektir, Samsat demektir. Bunları hesabı kattığınız zaman 112 bin seçmen ediyor. Ve bizim burada aldığımız toplam oy 2 bin değildir.
SİSTEM DEĞİŞMEZSE MİLLETVEKİLİ OLSAM NE OLUR OLMAZSAM NE OLUR?

Sistem değişmelidir. Sistem değişmezse milletvekili olsam ne olur olmazsam ne olur? Belediye başkanı olsam ne olur olmazsam ne olur? Hiçbir önemi yoktur. Sistemin değişmesi lazımdır. Sistem değişirse milletvekilinin değeri olur. Milletvekilinin değeri de olursa sizlerin değeri olur. Çünkü milletvekili sizlerden güç almadan güçlü olamaz.
Şimdi gerçekten halkın değeri yok. Sarayda odacı olmak milletvekilinden daha avantajlı, daha güçlü bir iştir. Saraydan bir telefon açınız şuradaki kaymakama o çok çok güçlü gözüken Ahmet
 Aydın’ın telefonundan daha etkilidir.
ALIŞKANLIKLARIMIZDAN VAZGEÇMEMİZ LAZIMDIR.
TAKIM TUTAR GİBİ PARTİ TUTMAKTAN VAZGEÇMELİYİZ:

Bu sistemi değiştirmek zorundayız. Bunun için ne yapmalıyız? Arkadaşlar alışkanlıklarımızdan futbol takımı tutar gibi parti tutmaktan vazgeçmemiz lazımdır. Burada helalleşme dememin nedeni şuydu; Türkiye iki kutuplu hale getirildi ve bunun üzerinden siyaset üretildi. Bunda CHP’nin geçmiş dönemdeki anlayışlarının da hatası var. AKP zaten bunu istiyordu. Yüzde 20’lerde olan CHP birilerine yetiyordu. Hiçbir zaman bize yetmedi. Onun karşısında dindar, muhafazakârı bloke eden ve kutuplaştırmadan yararlanarak yüzde 30, yüzde 40’ları yakalayan bir kitle oldu. Ama başörtülü de asgari ücretle geçinemiyor. Başı açık da asgari ücretle geçinemiyor. O da aç, o da aç. Onun da paylaşımları yasaklanıyor. Öbürünün de yasaklanıyor. O da özgür değil. Diğeri de özgür değil. Bütün bunları gizleyen o kutuplaştırıcı anlayıştı.
YANLIŞA ORTAK OLMAYALIM.
HERKES HERKESTEN OY İSTEYEBİLSİN:

Bizim yapacağımız iş basittir. Hepimiz yolsuzluğu, rüşveti biliyor muyuz? Biliyoruz. Bile bile buna katkı sunarsak, bile bile bunu yaşatanlara destek olursak, oy verirsek, bizim de payımız olur mu? Bence olur. O yüzden sizden ricam futbol takımı gibi siyasi parti tutma alışkanlığımızı bir kenara bırakarak, bir seçmen havuzu yaratıp, AKP gelsin CHP’den oy istesin. CHP gelsin AKP’den oy istesin. HDP gitsin MHP’den oy istesin. Neyse insanların o saplantılarından vazgeçerek, ülkenin çıkarına bir yarışa girmeleri gerekiyor. Bunu sağlamamız lazımdır.
İktidarların değişebiliyor olması lazımdır. Eğer iktidarlar değişebilir olmazsa, ülkeyi iyi bir yere götürüyor olmayız.
Yoksullaşıyoruz. Bu yoksullaşmayı bitirmemiz lazımdır. Bunun yolu da bir iktidar değişikliğinden geçiyor. Sistemi değiştirmekten geçiyor. Sistem değişmedikten sonra kimi getirirseniz getiriniz tırnak içerisinde söylüyorum diktatör olur. Sistemi değiştirdikten sonra kimi getirirseniz getiriniz, hangi anlayıştan olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun, denetlenir. Ve bu ülke temizliğe çıkar.
Hepinizi bu duygu, fikir ve düşüncelerimle selamlıyorum. Geldiğiniz için teşekkürlerimi sunuyorum.
HABER: ORHAN KARAKAŞ / KALEM MEDYA GRUBU

Yorumlar(0)

Yorum Yapın

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket

NEMRUT DAĞI ANIT MEZARI AÇILSIN MI?

AÇILSIN
AÇILMASIN
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.