"BİLGİÇ: YAPISAL DEĞİŞİMLER OLMADAN..."

07 Aralık 2020
1605 Haber Okunma   0 Haber Yorum
Türkiye'nin gündem başlıklarını ...

BİLGİÇ: YAPISAL DEĞİŞİMLER OLMADAN
TÜRKİYE'DE ADALET REFORMU OLMAZ

Türkiye'nin gündem başlıklarını ve özellikle son günlerde dillendirilen yargı reformu konusunu hukukçu Ali Murat Bilgiç ile konuştuk.
Bilgiç değerlendirmesinde adalet konusunun çok önemli olduğunu belirterek sona bırakılacak bir iş olmadığını söyledi.
Türkiye'de yapısal değişimler olmadan adalet reformundan bahsedilemeyeceğinin altını çizen Bilgiç, öncelikle güçler ayrılığı sistemine dair rejime geçilmesinin şart olduğunu ifade etti.
Bilgiç değerlendirmesinde adalet ya da yargı reformu için bir kere hukukun üstünlüğüne inanmak başta gelir diyerek, "Bir kere reform deniliyorsa, her haliyle hazır olmak gerekiyor. Başta adil olunmalı. Kendiniz hukukun üstünlüğüne inanacaksınız. Aksi halde kendiniz inanmıyorsanız, hukukun üstünlüğüne yol verecek, onu yüceltecek bir tavır takınmıyorsanız, sizin adalet reformu sözünüze kimse inanmaz" dedi.
Hukukun üstünlüğü ekonomiye de etkiler diyen Bilgiç, "Hukukun üstünlüğü, adaletin sağlanması, ekonomik durumu da etkiler. Bu kaçınılmazdır. Dolayısıyla ekonomide güçlenmiş bir ülke olmak için mutlaka hukukun üstünlüğünü, adaleti yaşatmak gerekiyor" dedi.
Son günlerde dillendirilen tekrar çözüm sürecine mi dönülecek söylemlerine ne dair de bir değerlendirmede bulunan Bilgiç, " Bir gerçek var ki içtenlikle savunmuyorsanız o değeri veya neyse, bir anlamı yok. Ben bir daha AKP'nin tekrar bir çözüm süreci konusunda muhatap bulabileceğini inanmıyorum" dedi.
Bilgiç, Kalem Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Orhan Karakaş'a gündem başlıkları altında yaptığı değerlendirmede, AB'ye dönük yapılan son açıklamalara da değinerek şunları söyledi:
*ADALET KONUSU SONA BIRAKILACAK İŞLERDEN DEĞİLDİR.
*YARGI REFORMUNDAN BAHSEDEBİLMEK İÇİN GÜÇLER AYRILIĞINDAN YOLA ÇIKMAK GEREKİR:
Bu iktidar 18 yıldır ülkeyi yönetiyor. Adalet o kadar önemli bir konu ki en sona bırakılacak işlerden değildir. İktidar ne yapacaksa, bugüne kadar zaten yaptı.
Adalet reformundan bahsedebilmek için öncelikle güçler ayrılığından yola çıkmak gerekir. Güçler ayrılığı dediğiniz zaman da yasamanın,yürütmenin ve yargının cumhurbaşkanlığının etkisinde tamamen kurtulması olarak akla gelmelidir. Yasamanın hem yürütmeden hem de yargıdan ayrı hareket etmesi akla gelmelidir. Bunların üçünü hayata geçirmeden, siz bu ülkede demokrasiden, adaletten, hukukun üstünlüğünden bahsedemezsiniz.
*YAPISAL DEĞİŞİMLER OLMADAN TÜRKİYE'DE ADALET REFORMU OLMAZ:
İktidar öyle bir duruş sergiliyor ki sanki daha dün iktidara gelmiş, geçmiş iktidarların adaletsizliklerini veya yapılan yanlışlıkları ortadan kaldıracakmış gibi konuşuyor. Sormazlar mı dün siz iktidardaydınız. Öncesinde de iktidardaydınız. 18 senedir iktidardasınız. Onlarca anayasa değişikliği yaptınız. Halen sorunlar devam ediyor.
Başka bir şey daha belirteyim. HSYK dediğimiz hâkim ve savcıların atanması ile ilgili birimi bir anlamda kendine bağlamış. Cumhurbaşkanı olarak atıyorsun, AK Parti Genel Başkanı olarak atıyorsun. Bu kabul edilemez.
Dolayısıyla yapısal değişimler sağlanmadan Türkiye'de adalet reformu olmaz.
*CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ DEĞİŞMELİDİR.
*PARLAMENTER SİSTEM GELMELİDİR.
*İKTİDAR İSTESE DE YARGIYA MÜDAHALE EDEMEYECEK ANAYASAL DEĞİŞİKLİKLERİN GERÇEKLEŞMESİ LAZIM:
Bir kere Türkiye'de rejimin değişmesi lazımdır. Parlamenter sistem gelmelidir. Eğer Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dediğimiz bu otokrat yapı, bu rejim değiştirilmeden Türkiye'de adaletle ilgili ne yapılırsa yapılsın sonuç vermeyaceğinin kanaatindeyim..
Öncelikle Sayın Recep Tayyip Erdoğan elindeki güçleri, devletin diğer organları ile paylaşmayı kabul etmelidir. Bunu kabul ediyor mu? Var mı öyle bir durum? Hayır.
Öyle durumlarla karşılaşıyoruz ki, geçtiğimiz günlerde ülkenin gündemine oturan ve kabul edilemeyecek bir durumla karşılaştık. Neydi bu? Mahkeme kararıyla mafya lideri olduğu tescillenen bir insan, kalkıp ana muhalefet liderini tehdit edebiliyorsa ve iktidarın ortağı ona sahip çıkıyorsa, cumhurbaşkanı bu konuda bir cümle tepki açıklamıyorsa, reform sözlerine nasıl inanacağız.
Bir kere reform deniliyorsa, her haliyle hazır olmak gerekiyor. Başta her şeyde adil olunmalı. Hukukun üstünlüğüne inanacaksınız. Aksi halde kendiniz inanmıyorsanız ve hukukun üstünlüğüne yol verecek, onu yüceltecek bir tavır takınmıyorsanız, adalet reformu sözünüze kimse inanmaz.
Tekrar altını çizmekte yarar görüyorum. o da şudur: Türkiye eğer adalet reformu yapılacaksa, çok hızlı bir şekilde güçlü parlamenter rejime dönülmelidir. Ve iktidar istese de yargıya müdahale edemeyecek anayasal değişikliklerin gerçekleştirilmesi lazımdır. Yani A iktidarı gider B iktidarı gelir, hiç önemli değil. Hiç biri yargıya müdahale edememelidir.
*EKONOMİDE İYİ BİR YERE GELMEK İÇİN HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ SAĞLANMALIDIR:
Hukukun üstünlüğü, adaletin sağlanması, ekonomik durumu da etkiler. Bu kaçınılmazdır. Bu bağlamda, ekonomide güçlenmiş bir ülke olmak için mutlaka hukukun üstünlüğünü, adaleti yaşatmak gerekiyor. Başka bir deyişle ekonomide iyi bir yere gelmek için hukukun üstünlüğü mutlaka sağlanmalıdır.
Türkiye olarak ekonomimiz, dışarıdan para bulmayı gerektiren zayıf bir yapıdadır. Bizim kendi tasarruflarımız az, yabancıların parasına muhtacız. Unutmayalım ki yabancılar da hukukun üstünlüğü zayıf olan bir yere parasını teslim etmezler? Yani yatırım yapmazlar.
*BÜLENT ARINÇ İŞLERİN BU HALE GELECEĞİNİ BİLMİYOR MUYDU?
*RAHATSIZ OLAN AKP'LİLER OLABİLİR:
Sayın Bülent Arınç'ın açıklamalarına gelince. Sayın Arınç bir hukukçu olarak işlerin bu hale geleceğini bilmiyor muydu? Diye sormakta yarar var. Elbette biliyordu. Bu vaziyeti şöyle açabilirim. Benim anladığım kadarıyla MHP ile hareket edilmesinde, MHP'nin her dediğinin hayata geçirilmesinde, AKP'nin MHP'yi değil, MHP'nin AKP'yi yönettiği bir noktaya gelinmesinde rahatsız olan AKP'liler olabilir diye düşünüyorum. Bu durum onların da bir çıkışı olabilir. Sayın Arınç samimi değildir. Çünkü ertesi günü Sayın Erdoğan Sayın Arınç'ı susturdu.
Hatırlanacak olursa Sayın Arınç'ın yargı, adalet, hak ihlali ve benzeri konulardaki çıkışına benzer durumu bir süre önce Sayın Cemil Çiçek de dile getirdi. Başkaları da vardır. Aklı mantığı olan insan ne yapılması gerektiğini bilir.
*AKP, MHP'Yİ RİSKE EDECEK DURUMDA DEĞİL:
Sayın Devlet Bahçeli desteğini çektiği zaman iktidar güm diye düşecek. Bu öngörü birçok kesim tarafından dillendiriliyor. Dolayısıyla Sayın Erdoğan bunu biliyor. AKP, MHP'yi riske edecek durumda değil. MHP'yi karşısına alacak konumda değildir. Hatırlayınız iktidara geldiklerinde neler vaat etmişlerdi. En başta koalisyonları bitirmek için geliyoruz dediler. Bugün ise koalisyondan öte bir duruma geldiler. Koalisyon dönemi olsaydı, A partisini bırakıp B partisiyle oluşum yapabilirlerdi.
*AKP'NİN TEKRAR BİR ÇÖZÜM SÜRECİ KONUSUNDA MUHATAP BULABİLECEĞİNE İNANMIYORUM:
Bir gerçek var ki içtenlikle savunmuyorsanız o değeri, veya her neyse, bir anlamı yoktur.
Ben bir daha AKP'nin tekrar bir çözüm süreci konusunda muhatap bulabileceğini inanmıyorum. Akil insanlar diye 70 tane insan çıktı ülkeyi gezdiler. Ne oldu? sonuç yok. Şimdi ise kimi gezdirebilirler diye sormak lazım. Tarafsız olarak bu işte AKP'nin dediğini yapabilecek kimse var mı? Bulamazlar.
Bütün olup bitenlere baktığımızda tekrar bir çözüm sürecinden bahsetmek mümkün görünmüyor.
*SAYIN ERDOĞAN'IN AB'YE DÖNÜK SÖZLERİ, 10–11 ARALIK'TA YAPILACAK AB'NİN YAPTIRIM OLASILIĞI OLAN TOPLANTISIYLA İLGİLİDİR:
Sayın Erdoğan'ın son günlerdeki Avrupa Birliği'ne dönük sözlerini şahsen ben samimi bulmuyorum. Bence bu söylemlerin nedeni 10 ve 11 Aralık'ta yapılacak olan AB'nin Türkiye'ye yaptırım olasılığı da çok dillendirilen toplantı ile ilgilidir. Sayın Erdoğan'ın AB çıkışını yaptırımları engellemeye yönelik olarak okuyorum. Ancak unutmayalım ki bunun karşı taraf açısından inandırıcılığı zordur. Neden zor?Onu da açıklayayım. Eskiden "Eyy Avrupa" diyerek, bu meseleyi kendi iç politikamıza alet ediyorduk. İçerideki bu popülist politika bize puan kazandırıyordu. Avrupa'daki etkisi ise çok önemsenmiyordu. Ama şimdi de Avrupa'da da "Eyy Türkiye" "Eyy Erdoğan" diyen aynı kendisi gibi liderler ortaya çıkmaya başladı. Fransa'daki Macron gibi. Yunanistan'daki sağ iktidarlar gibi. Dolayısıyla onlarda iç politikalarında Sayın Erdoğan'a karşı aynı tavrı kullanmaya başladılar. Bu durumda bizim söylemlerimizin oralarda etki etmesinin zor olacağını düşünüyorum.
*DÜNYA POPÜLİST SİYASETÇİLERDEN ÇOK ÇEKTİ:
Dünya düzenine baktığımızda, yaşanan gelişmeler de öyle gösteriyor ki halklar popülist liderlerden çok çekti. Ancak değişimler kendine gösterecektir. Örneğin daha yakın zamanda ABD'de bunu gördük. ABD sonuçta emperyalist bir ülkedir. Temel çizgisinde belki bir değişiklik olmaz ama dünyaya da bir yansıması olacaktır.
Temennim odur ki dünya genelinde adalet hakim olsun. Hukuk işlesin. Bu değerlendirmelerim ışığında sözlerime son verirken yaşasın adalet diyorum.

Yorumlar(0)

Yorum Yapın

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.