KALEM MEDYA
HABERLER
FOTO GALERİ
HABER VİDEO
KÜNYE
SAYFALAR
  GÜNDEM      POLİTİKA      DÜNYA      KENT HABERLERİ      EKONOMİ      EĞİTİM      SAĞLIK      RÖPORTAJ      KÜLTÜR/SANAT      KİTAP      SPOR      YAŞAM   
 
Ana Sayfa > RÖPORTAJ

"AMAÇ BAROLARIN SESİNİ KESMEK"
25 Temmuz 2020
Avukat Bilal Doğan ile...
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%
Türkiye'nin gündeminde olan çoklu baro sistemini Avukat Bilal Doğan ile konuştuk.
Kalem Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Orhan Karakaş'a röportaj veren Doğan, "Baroların bölünmesi demek, yargının üç temele ayağından biri olan savunmanın bölünmesi demektir" dedi.
Çoklu baronun avantajları ve dezavantajları nedir diye sorulduğunda hiçbir avantajı olacağını öngörmediklerini ifade eden Av. Doğan, "Dezavantajları olacak. Barolar iyice siyasallaşacak" dedi. Doğan, Karakaş'ın soruları ışığında şunları söyledi:
BAROLAR SİVİL TOPLUM KURULUŞ DEĞİLDİR. KAMUSAL YÖNÜ VARDIR:
Öncelikle ülkemizin bu önemli konusunu gündeminize aldığınız için sizlere Kalem Medya ailesine teşekkürlerimi sunuyorum.
Sorularınız doğrultusunda konumuza gelince de, avukatlık mesleği kanunu var. Avukatlık kanununun birinci maddesinde, avukatlık kamu hizmeti ve serbest bir meslektir der. Devamında avukat yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder der. Buradan baktığımız zaman barolar sivil toplum kuruluşu değildir. Evet, bir meslek kuruluşudur. Avukatları temsil eder ama kamusal yönü vardır. Kamu hizmeti görevi görürler. Bu nedenle de anayasa tarafından güvence altına alınmış hakları vardır.
BU ÇOKLU BARO YASA TASARISIYLA HÜKÜMET NEYİ AMAÇLIYOR, NEYİ HEDEFLİYOR:
Baroların bölünmesi demek yargının üç temele ayağından biri olan savunmanın bölünmesi demektir. Savunmanın zayıflatılması anlamına gelecektir. Bu yasa tasarısıyla hükümet ne amaçlıyor, neyi hedefliyor? Niye böyle bir şeyi gündeme getirdi. Sorusunun cevabına gelince bu aslında ilk değil. Daha önce de iktidarlar tarafından savunmanın sesi kesilmek istendi. Savunmanın hakları kısıtlanmak istendi. Özellikle yakın tarihte 2013–2014 yıllarında o zamanki fetö projesi olarak bu piyasaya sürüldü. Biliyorsunuz fetö döneminde yüksek yargı ciddi şekilde örgütlenmişti ve içine sızmışlardı. Tamamen yargıyı ele geçirmek içi baroları da ele geçirmesi gerekiyordu. Fakat o dönemde bunların gerçek yüzü ortaya çıkınca iktidar partisi dâhil tüm siyasi patiler buna engel oldular. Ve o dönem bu proje rafa kalktı. Aradan geçen yıllar içerisinde tekrardan bu fetö projesi baroları bölme projesi gündeme geldi.
TÜRKİYE'NİN NEREDEYSE TAMAMI ÇOKLU BAROYA KARŞIDIR:
Barolara yapılmak istenen belirli illerde baro sayısının arttırılmasıdır. Aslında daha bugün bir taslak metin ortaya çıktı. Daha önce konuşulan üye sayısı bin veya iki bini geçen barolarda ikinci bir baronun kurulmasının önünü açmaktı. Fakat Türkiye'nin neredeyse bütün baroları bu projeye karşı çıktığı için ve büyük çoğunluğu da yürüyüş eylemine katıldığı için bir kamuoyu oluştu. Ve halktan da destek geldi. Bu nedenle bu projeyle biraz geri adım atıldı.
ÇOKLU BAROLARIN HİÇ BİR AVANTAJI YOKTUR. BAROLAR SİYASALLAŞACAK. MEZHEP NEZDİNDE ETNİK KİMLİK NEZDİNDE BAROLARIN ÖNÜ AÇILACAKTIR:
Hükümet ne yaptı? İki bin değil de sayısı beş bin olan baroları etkileyecek. Üye sayısı beş bin olan barolarda alternatif baroların kurulma sınırını açılacak. Bunun için de belli bir koşul getirdiler. İki bin avukat bir araya gelirse bir baro kurabilecekler. Şu anda beş bini geçen üç baro var Türkiye'de. Ankara İstanbul ve İzmir'de. Beş bine çok yakın olan Bursa ve Antalya var. Çok yakın bir zaman içerisinde de bunların beş bini geçeceği görüşülüyor.
Çoklu baronun avantajları ve dezavantajları nedir diye sorulduğunda hiçbir avantajı olacağını öngörmüyoruz. Dezavantajları olacak. Barolar iyice siyasallaşacak. Sağcı baro solcu baro mezhep nezdinde etnik kimlik nezdinde baroların önü açılacak. Nasıl ki sendikalarda ve sendikal mücadelede iktidar sendikası, muhalefet sendikası gibi bölünmeler oldu ise barolarda da bunun önü açılacak.
AVUKATLIK KAMU HİZMETİDİR. ADALET ÜLKENİN TEMEL DİREĞİDİR:
Bunun önünün açılmasının zararı ne olacak diye sorarsanız. Çünkü avukatlık kamu hizmetidir. Ve adalet bir ülkenin temel direğidir. Adalet mekanizması çökerse bu ülkede demokrasi de çöker, insan hakları da çöker ve anarşi kaos hakim olur. Avukatlık sadece avukatlardan oluşan bir meslek kuruluşu değil. Daha doğrusu sadece avukatları ilgilendiren bir meslek örgütü değil. Avukatlık savunmayı temsil ediyor. Şimdi siz iktidar muhalefet barosu diye ayrıma giderseniz bu hâkim ve savcıların bakış açısını da olumsuz yönde etkileyebilir. Baro personelinden tutun, adliye çalışanlarından, kamuoyundan, avukatlara bakış değişecektir. Tabi daha ötesini de tesir edebilir. İnsanlar bu hükümet barosundan bu muhalefet barosundan diye bir ayrıma da gidebilir. Avukatlık mesleğinin itibarı ciddi şekilde zedelenir. Ve bu da adalete olan güveni yargıya olan güveni zedeler. Bu nedenle ikinci bir baronun kurulması tamamen adalet mekanizmasına zarar verecektir. Kaldı ki anayasa tarafından güvence altına alınmıştır. Barolar meslek örgütüdür ama kamu hizmeti görür.
BİR İLDE NASIL Kİ İKİNCİ BİR VALİ OLAMAZSA İKİNCİ BİR BARO DA OLAMAZ. TARTIŞMASI DAHİ ADALETE ZARAR VERİR:
Bir ilde nasıl ki ikinci bir vali olamazsa ikinci bir baro başkanı da olamaz. İlçede ikinci bir kaymakam olamıyorsa ikinci bir baro da olmaz. Bir yerde nasıl ki ikinci bir başsavcı yoksa ikinci baro da olmaz. Bu kadar önemlidir. Bu kadar net ve somuttur. Bunun tartışması dahi yargıya zarar verir. Adalete zarar verir.
İKTİDAR PARTİSİ BUNU NİYE İSTİYOR:
İktidar partisi bunu niye istiyor? Çünkü iktidar partisi son dönemde aykırı ses duymak istemedi. Yani yaptıkları her türlü uygulamanın tepki görmeden desteklenmesini alkışlanmasını istiyor. Ben yaptım olduğa getirmek istiyor birçok şeyi. İşte biliyorsunuz KHK'larla uzun bir süre ülke yönetildi, idare edildi. Cumhurbaşkanlığı hükümet modelinde meclis neredeyse şu anda atıl durumdadır. Herhangi bir şekilde fonksiyonu yok meclisin. Öyle bir noktaya gelmiş ki meclis bütçe denetimi dahi yapamaz hale gelmiştir. Sayıştay'ın bütçe raporları yıllardır okunmuyor. Meclis atıl durumda. Kararnamelerle ülke yönetiliyor. Buna karşı çıkan da bu yanlış diyen de neredeyse sadece hukukçular ve avukatlardır. Şimdi bu yasayla beraber hem illerdeki baroların yapısını değiştirmek hem de Türkiye Barolar Birliği'nin yapısını değiştirmek istiyorlar. Tabi siyasallaştırma da amaçtır. Daha önce fetönün ele geçirmeye çalıştığı Türkiye Barolar Birliği'ni hükümet ele geçirmeye çalışıyor.
TEMSİLDE ADALET YOK ŞEKLİNDEKİ ELEŞTİRİLERİNDE HAKLI DEĞİLLER:
Şimdi deniyor ki Anadolu'daki taşra ve küçük illerin baroları Türkiye Barolar Birliği'nde yeterince temsil edilmiyor. Burada bir adaletsizlik yok. Üye sayısına göre delege veriliyor. Her kurulan baroda iki tane üst kurul delegesi artı bir de baro başkanı üç delegesi oluyor. Üye sayısı yüzü geçen barolarda her üç yüz yeni üyeye artı bir üst kurul delegesi veriliyor. Şu anki mevcut sistem budur.
Adıyaman olarak bizim iki delegemiz var. Bir de başkanımız üç. Sayımız dört yüze çok yaklaştı. Dört yüzü bulduğumuz zaman ekstra bir delegemiz daha olacak. Örnek verdiğimizde Hakkâri barosu iki artı birdir. Hakkâri de tam sayıyı bilmiyorum ama elli avukat vardır. Şimdi yeni yapılacak düzenlemede iki delege artı başkan ve her yeni beş bin avukata bir delege. Örneğin Ankara'da yaklaşık yirmi bin avukat var. İki artı bir verilecek doğal. Bir de her beş bine bir delege verildiğinde dört de oradan yedi delege eder. Yirmi bin avukatlı baronun yedi delegesi olacak. Elli avukatlı Hakkâri'nin üç delegesi var. Bu mu adalet olacak?
Şimdi küçük iller yeterince temsil edilmiyor deniyor. Delege sayısı söylendiğinde evet ama üye sayısı az. O zaman şu örneklendirmeye bakalım. Adıyaman'ın kaç milletvekili var?
İstanbul'un kaç milletvekili var?  O zaman haksızlık mı yapılıyor Adıyaman'a diyeceğiz. Hayır, çünkü İstanbul'un nüfusu fazladır. Aynı şekilde İstanbul'da 50.000 avukat var. Adıyaman'da 400 avukat var. Elbette ki onların delege sayısı fazla olacak.
BURADA AMAÇ TAMAMEN BAROLARIN SESİNİ KESMEK:
Burada amaç tamamen baroların yapısını bu şekilde değiştirerek hem yerelde barolara hâkim olmak hem de hakim olamadığına da alternatif baro oluşturarak baroların saygınlığını azaltmak, sesini kesmek, toplumsal muhalefet olma imkanını elinden almak. Ve neticede de Türkiye Barolar Birliği'ne de hâkim olmak. Avukatın sesini kesmek var.
ADALET BAKANI İLE GÖRÜŞÜLDÜ. BAKAN SOMUT BİR ŞEY SÖYLEMEDİ:
Cumhurbaşkanı talimat verdi. Baro yasası değişecek dedi. Ama elimizde ne barolara sunulmuş ne de muhalefet partilerine sunuluş bir taslak yoktu.
Türkiye Barolar Birliği'nde 19 Mayısta ve 1 Haziran da 80 baro başkanı bir araya geldi. Ve sekseninin tamamı bu yasa teklifine yasa hazırlığına karşı olduğunu beyan etti. Ama ortada net, somut bir teklif yoktu. Daha sonra Türkiye Barolar Birliği Başkanı ve 31 baro başkanı adalet bakanı ile görüştüler. Adalet bakanı orada da somut bir şey söylemedi. En son biz illerde eş zamanlı olarak basın açıklamaları yaptık. Daha sonra baroların baro başkanlarının Ankara'ya yürüyerek anıtkabirde toplanıp bir ortak basın açıklaması yapılması kararlaştırıldı. Ankara'ya gidildi. Ankara'nın girişinde bir polis engeliyle karşılaşıldı. Malumunuz tüm ülke gündemine ve dünyanın gündemine de oturdu. Adeta abluka uygulandı. Abluka değil üç ayrı bariyer, polis dolmuşları ve otobüsleriyle başkanların etrafları çevrildi. Tabiri caizse sanki düşman ablukaya alındı gibi bir şey oldu. Yani Türkiye demokrasisi adına çok çirkin görüntülerdi. Yanlıştan dönüldü. Başkanlarımız da onurlu bir şekilde direndi bu usulsüzlüğe ve bu muameleye. Direndiler ve gidip anıtkabirde basın açıklaması yapıldı. Ama henüz kazandığımız bir şey yok. Ama bu vesileyle tüm Türkiye sesimizi duydu. Kamuoyu sesimizi duydu. Burada yapılmak istenen haksızlık hukuksuzluğu Türkiye duydu. Ve bundun sonra iktidar partisi muhalefete gitti. CHP'ye HDP'ye İyi Partiye ilk defa o zaman gittiler görüşmek üzere. Öncesinde yoktu. Ve öncesinde kafasından geçenlerin bazı şeylerinden de taviz verdiler. Mesela üye sayısı bin iki bin civarında düşünüyorlardı. Bunu beş bina çıkardılar. Bizi yine tatmin etmiyor. Biz tamamen karşıyız. Baro yönetimlerinin nispi temsille oluşturulması planları vardı. Ondan vazgeçtiler. Bazı geri adımlar atıldı. Ama tekel hedeflerinden vazgeçmiş değiller. Biz bu haliyle bu tasarıya kesinlikle karşıyız.
BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANININ SON DÖNEMLERDEKİ TAVIRLARINI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL. SİYASAL BİR BEKLENTİSİ Mİ VAR?
Barolar Birliği Başkanının gerçekten son dönemdeki tavırlarını anlamak mümkün değil. Neticede Türkiye barolar birliğinin başkanı olarak Türkiye'deki tüm avukatları temsil ediyor. Avukatlık mesleğini temsil ediyor. Ve avukatlık mesleğinin onuruna zarar verecek bir düzenlemeye karşı dururken bile çekinceyle duruyor. Aslında karşı olduğunu söylüyor. "ama"sı var. Karşıyız ama işte şöyle yapmamız lazım. İşte diyalog kuralım şunu yapalım ama barolar tepki gösterdiğinde siz durun ben yaparım. Başka iktidara yaranma çabası mı var ya da iktidar partisinden siyasal bir makam beklentisi mi var. Bilemiyoruz ama Türkiye barolar birliği başkanı olarak şu anda görevini yerine getirmiyor ve hukukçu duruşu sergilemiyor. Bunu söyleyebilirim. Temsil ettiği avukatlık mesleğini, Türkiye barolar birliğini şu anda doğru bir şekilde temsil etmediğini net bir şekilde söyleyebiliriz. Sebebi nedir bilmiyoruz. Belki siyasi rant beklentisi olabilir. Belki hükümetten makam, mevki beklentisi olabilir. Bilmiyoruz. Ama şu anda görevini doğru bir şekilde yerine getiremediğini barolarla doğru bir şekilde iletişim kuramadığını iyi bir koordinasyon oluşturamadığını tüm kamuoyu da net bir şekilde gördü. HABER/RÖPORTAJ: ORHAN KARAKAŞ



Yorum Yapın

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer RÖPORTAJ Haberleri

Başlık Tarih
 
"DENGESİZLİK DOĞACAK"25 Temmuz 2020
"ÜRETİM VE TEKNOLOJİ ÖNEM KAZANDI"22 Temmuz 2020
AŞAMAYACAĞIMIZ BİR ENGEL YOKTUR13 Şubat 2020
"PİŞMAN OLACAĞIM BİR İŞE GİRMEM"06 Şubat 2020
ÖNCE İŞ06 Şubat 2020
EĞİTİME ÖNEM VERMELİYİZ05 Şubat 2020
"DEMOKRASİYE İHTİYAÇ VAR"06 Şubat 2020
"TANITIMDA BAŞARAMADIK"25 Ocak 2020
"KÜLTÜR VE TURİZM OLMALIDIR"25 Ocak 2020
"YANLIŞLARDAN DÖNÜN"05 Şubat 2020
TURİSTİK KÖY ESKİ KÂHTA'DAN BAŞLAYAN...10 Aralık 2019
"2020'DE ERKEN SEÇİM OLABİLİR"14 Kasım 2019
"GEZGİN ORHAN KURAL'I ANLATTI"28 Temmuz 2019
"YAŞARKEN DEĞER BİLİNMELİ"03 Temmuz 2019
Altınşehir'e Lukianos Parkı 14 Temmuz 2018
TÜM DÜNYA BİZİM SEÇİMLE İLGİLENİYOR18 Mayıs 2018
"NEMRUT TURİZMİ CANLANDIRILMALI"22 Şubat 2018
YILANCI: KÂHTA'DA HİZMET HAMLESİ BAŞLATACAĞIM07 Haziran 2018
"BİZ ASLA ETNİK KİMLİK ÜZERİNDEN SİYASET YAPMIYORUZ"15 Ocak 2018
"İL BAŞKANI OLACAKSIN DENİLDİ"05 Aralık 2017
“TÜTÜN KONUSUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÇABA VERİYORUZ”04 Aralık 2017
“81 İLDE ÇALIŞMALAR YAPIYORUZ”04 Aralık 2017
TÜTÜN AŞIMIZ EKMEĞİMİZDİR YASAKLAMAYIN20 Ekim 2017
SULU TARIM ŞART27 Haziran 2017
İSMAİL TÜRÜT: ÖMRÜM SİYASETTEN ÇEKTİ10 Aralık 2018
"MÜZİK EVRENSEL DEĞİLDİR"06 Şubat 2020
Özel Atak Lisesi Kurucu Müdürü Mustafa Yılmaz: ATAK'TA 7/24 SAAT EĞİTİM28 Şubat 2017
" Avrupa Birliği Ülkelerin İsteği Doğrultuda Makinelerle Üretim Yapıyoruz"27 Şubat 2017
İstanbul Bahçelievler Kaymakamı Mehmet Ali Özyiğit: İSTANBUL BAHÇELİEVLER YOĞUN GÖÇ ALDI23 Aralık 2016
Halk Müziği Sanatçısı Âşık Gülabi: PARA EMEĞİN ÖNÜNE GEÇMEMELİ04 Temmuz 2018
"DİNLEYİCİNİN ALKIŞI BİZİM GIDAMIZDIR/ SHOW PROGRAMLARI PARA İÇİN ÇOĞALDI"23 Aralık 2016

NEMRUT DAĞI ANIT MEZARI AÇILSIN MI?

AÇILSIN
AÇILMASIN

Sonuçlar
..
KALEMMEDYA VİDEO
KALEM MEDYA | HABERLER | FOTO GALERİ | HABER VİDEO | SAYFALAR | ANASAYFA
CH