ANASAYFA
HABER VİDEO
KALEMMEDYA
FOTO GALERİ
HABERLER
KÜNYE
  GÜNDEM      POLİTİKA      DÜNYA      EKONOMİ      EĞİTİM      SAĞLIK      RÖPORTAJ      YAŞAM      CİNE/MAGAZİN      SANAT      KİTAP      MUTFAK      SPOR   
 
Ana Sayfa > RÖPORTAJ

İSMAİL TÜRÜT: ÖMRÜM SİYASETTEN ÇEKTİ
10 Aralık 2018
Bu haber 3319 kez okundu
Ünlü Sanatçı İsmail Türüt KalemMedya'ya röportaj verdi:..
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%
Ünlü Sanatçı İsmail Türüt KalemMedya'ya röportaj verdi:
“ÖMRÜM SİYASETTEN ÇEKTİ”
Karadeniz müziği denince akla gelen, yakaladığı şöhret ile sahnelerde Karadenizin İbosu olarak tanımlanan, albümleriyle, klipleriyle gündeme gelen Ünlü Sanatçı İsmail Türüt KalemMedya'ya röportaj verdi. KalemMedya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Orhan Karakaş ile KalemMedya Grubu Yayın Kurulu Üyesi ve Yazarı Ümit Karaman'ı ofisinde ağırlayan Türüt, müzik yaşamı, sahneler, gündeme gelen klipleri, zirve yapan türküleri, Karadeniz müziği, hayata bakış açısı, İstanbul Serüveni ile daha bir çok konuda önemli açıklamalarda bulundu.
KalemMedya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Orhan Karakaş ve KalemMedya Grubu Yayın Kurulu Üyesi Ümit Karaman'a konuşan Türüt, sanat yaşamında bugüne kadar 40 adet kaset yaptığını, okuduğu türkülerde sosyal yaralara da parmak bastığının altını çiziyor.
Ömrünün siyasetten çok çektiğini ifade eden Türüt, Karakaş'ın soruları doğrultusunda " Ömrüm siyasetten çekti. Bak işte çocukluğum bile etkilendi. Okuyamadım. Siyasi olarak bu ülkede çok enteresan şeyler yaşadım. Aslında ben siyasetçi falan da değilim" diye ekliyor.
BASIN-MEDYA İLE İLETİŞİMİNİZİ GÜÇLÜ BİLİYORUZ. TÜRKİYE’DE BASIN-MEDYAYI NASIL GÖRÜYORSUNUZ? ÖNEMİ NEDİR?
Benim için basının büyüğü ya da ufağı yoktur. Hayatımda hiçbir zaman ayrımcı bir bakışla bakmadım. Her biri ayrı bir değerdir. Benim için yerelmiş, genelmiş, dergiymiş, gazeteymiş, televizyonmuş hiç fark etmez. Hepsine eşit bakarım. Siz Kalem Medya’sınız. Kalem tutuyorsunuz ve insanlara iyi bir şeyler sunmaya çalışıyorsunuz. Haber veriyorsunuz. Röportajlar yapıyorsunuz. Gazetecilik yapıyorsunuz. Bunu böyle biliniz.
Basın-Medya toplumun haber alması açısından önemi büyük bir meslek dalıdır. Basın sayesinde insanlar haberdar olmaktalar. Olup bitenleri, gelişmeleri ve sorunları toplumlar basın medyadan öğrenmekteler. Dolayısıyla önemi çok çok büyüktür.
RÖPORTAJIMIZA HAYAT HİKÂYENİZLE BAŞLAYALIM. MÜZİK YAŞANTINIZI BİRAZ DİNLEYELİM. İSMAİL TÜRÜT’Ü EKRANLARIN DIŞINDA NASIL ANLATIRSINIZ?
1965 Yılında Rize’nin Ambarlı Köyü’nde doğdum. Merkeze bağlıdır. Çalışan çiftçilik yapan garip bir Anadolu ailesinin çocuğuyum. Bu ailenin 4 çocuğundan birisiyim.
“RAHMETLİ BABAM OKUMAMI ÇOK ARZU ETMİŞTİ”
Rahmetli babam okumamı çok arzu etmişti. Benim dönemimde müthiş bir sağ-sol davası vardı. O sağ-sol davası yüzünden benim babam beni okutmadı. Hareketli bir adamdım. Hiç unutmam rahmetli babam anama derdi ki; (Aynen onun ağzından söylüyorum) olan kari, bu ortadan gitmez, ya sağ vurur ya sol vurur bu da ortadan gider, öldürürler dedi. Yani siyasi nedenlerden okuyamadım.
OKUYAMAMANIN ÜZÜNTÜSÜNÜ YAŞIYOR MUSUNUZ?
Okuyamamanın üzüntüsünü yaşıyorum. Keşke okusaydım. En azından bir üniversite bitirmiş olsaydım gene türkücü olsaydım. 4 tane çocuğum var. Okumanın en sonu neresiyse okuyunuz diye tavsiyede bulunuyorum. Ben okuyamadım hiç olmazsa çocuklarım okusunlar. Okumayı çok teşvik eden ve destekleyen bir babayım.
ÖMRÜM SİYASETTEN ÇEKTİ”
Ömrüm siyasetten çekti. Bak işte çocukluğum bile etkilendi. Okuyamadım. Siyasi olarak bu ülkede çok enteresan şeyler yaşadım. Aslında ben siyasetçi falan da değilim. Herkesin bir görüşü var. Bir düşüncesi var. Bu vatanı seviyorum, bu bayrağı seviyorum. Bazen her doğruyu her yerde söylememek kaidesine uymamak oluyor. Biliyorsunuz Karadenizli söyler anında böyle her şeyi. Ben kendim içten pazarlıkçı değilim. Düşüncelerimi hemen konuşan bir adamım.
BEN ANAMDAN TÜRKÜCÜ DOĞDUM DİYORSUNUZ. BU SÖYLEMLE NE DEMEK İSTİYOR SUNUZ? TÜRKÜCÜ İSMAİL TÜRÜT’Ü BİRAZ DA GEÇMİŞTEN BAŞLAYARAK ANLATIR MISINIZ?
Ben anamdan doğdum, türkücü doğdum. Var ya böyle anasından doğanlar derler, bu ülkede 10 tanesi varsa bunlardan bir tanesi de benim. İbrahim Tatlıses’ten bilirsiniz yani, onun için de derler. O da öyledir. Ben dilim döndüğü zaman türkü okumuşum.
“DEDEM BANA ‘NANİ’ DERDİ”
Dedem de bana nani derdi. Nani bizim orada bir müzik terimidir.
Bizim köylerde, düğünlerde, aranan bir adamdım. Mahalli olarak o dönemler çok aranan birisiydim. Meşhurdum. O dönemler sahne yoktu. Düğünlere gider meydanlarda türkü okurduk. Düğünler bahçelerde ve evlerde olurdu. Sonra sonra derken iş sahneleşti.
“DOĞAL ORTAMLARDA TÜRKÜ OKUDUĞUMUZ GÜNLERİ ÖZLÜYORUM. SAHNELER BİRAZ DA BU MÜZİK DÜNYASINI YOZLAŞTIRDI”
Doğal ortamlarda türkü okuduğumuz günleri özlüyorum. Sahneler biraz da bu müzik dünyasını yozlaştırdı. O büyük alanlarda, evlerde, bahçelerde olan türkü okumayı özledim. Daha da renkli günlerdi. Daha da doğal coşku, mutluluk vardı. Ama şimdi sahnelerde o eski günlerin tadını alamıyorsunuz. Bunda teknolojinin de etkisi vardır.
İLK OLARAK MİKROFONU NE ZAMAN NEREDE VE NASIL BİR ORTAMDA ELİNİZE ALDINIZ?
Rize’nin içerisinde beni bir salona getirdiler. 12-13 yaşlarındayım. Valilik nezdinde bir toplantı vardı. Ankara’dan bakanlar geldiği, Azerbaycan’dan konukların olduğu bir ortamdı. İlk olarak bu salonda mikrofonu elime alarak sahne almıştım. Belediye başkanı rica etmişti, sahneye çıkmamı. Çok heyecanlıydım. O kadar ki mikrofon elimde düşüyordu. Terler içerisinde kalmıştım. Ölmüştüm de dirilmiştim.
İSTANBUL’DA MÜZİK YAŞANTINIZ NE ZAMAN BAŞLADI? GELİŞİNİZ NASIL OLDU? AİLENİZ TÜRKÜCÜ OLMANIZA İZİN VERDİ Mİ? İSTANBUL UNKAPANI'NDA YAPTIĞINIZ İLK KASET HANGİSİDİR. İLK KASET ÖNCESİ NELER YAŞADINIZ?
Benim hep aklımda İstanbul’a gelerek kaset yapmak vardı. Başka bir şey düşünmüyordum. Ve derken İstanbul’a geldim. İstanbul’a Babamın rızasıyla gelmedim, kaçtım geldim. Babam beni Kur’an Kursuna göndermek istedi. Kur’an okumamı istedi. Hatta Mısır’da bulunan o meşhur üniversiteye bile göndermek istiyordu. Öyle bir ideali vardı rahmetlinin. Ama sonra türkücü olmamdan da çok rahatsız olmadı. Kırgınlığı olmadı. Çünkü onlara karşı evlatlık görevimi hep ifa ettim. Dualarını aldığım için de mutluyum.
“İDEALİM PARA DEĞİL, 3. KASETİ YAPMAK OLDU”
1979 Yılında Rize’den attım paçayı bu tarafa İstanbul’a geldim. İhtilal oldu memlekete gittim tekrar döndüm. Karnımı doyurabilmek için çalışmam gerekiyordu. Hâlbuki benim para kazanmak amacım hiç yok. İdealim 3. kaseti yapmak.
"O ZAMAN ERKAN OCAKLI VARDI. KIRIK BİR BAĞLAMA İLE ORTALIĞI YIKTI”
O zaman Erkân Ocaklı rahmetli vardı. İddia ediyorum öyle bir şöhret olamaz. Alışılmışın dışında bir şey yapmıştır. Karadeniz türküleri, mahalli, kemençe ama bir adam çıktı kırık bir bağlama ile ortalığı yıktı. Fenomendi, herkes Erkan’ın hastasıydı. Erkan abiyi izlemek için insanlar izdiham yapıyorlardı. Duvarlar yıkılırdı. Derken benim bir şekilde Erkan’ı bulmam lazımdı. Tabi ki de önümün açılması için.
“BEBEK GİBİ BİR YERDE KASİYER OLDUM”
Sonra Bebek’te iş buldum. Çok kültürlü insanların olduğu bir ortamdı. Bebek’te düşünebiliyor musunuz İstanbul’un en sosyete yeridir. Günde o zamanın parasıyla 350 bin lira iş yapan bir mekânda beni kasiyer yaptılar. Düşünün Rize’den gelmişim, Türkçeyi tersten konuşuyorum Bebek gibi bir yerde kasiyer oldum. Benim sevimliliğimi aldılar.
Sonra hayatımın konu olduğu bir program vardı kanal 7’de. Tanıklar alınıyordu, o zaman benim patron da konuk edildi. Geldi dedi ki o zamanlar bile anlamıştım bu adamdan her şey olur diye. Kolay bir şey değil düşünün ki Bebek gibi bir yerde korkunç para kazanılan ve insan seli olan bir mekânda kasiyer yaptılar. Beni o kadar sevdiler. Para da kazandım Allah'a hamdolsun.
"BENİM HEDEFİMDE KASET YAPMAK VARDI"
Ama benim hedefimde kaset yapmak vardı. Gece gündüz türkü, yani başka bir şey yoktu. O zaman bir de Karadeniz türkülerini yapan firma da yok. Sadece bir tane vardı o da Harika Plak'tı. Bir gün oranın kapısını çaldım işte rahmetli Bayram Durmaztuna Allah Rahmet Eylesin, çok iyi bir müzik adamıydı. Oranın da aranjörü idi. Onunla görüşme fırsatım oldu, dedi ki oğlum hiç unutmam ayaküstü söyle bakalım ne söylüyorsun?  Ben de dedim Karadeniz söylüyorum. Öyle mi dedi, evet dedim. Söyle bakalım dedi "Çayeli'nden Öteye" türküsünü. Ayaküstü odada "Çayeli'nden Öteye" türküsünü söyledim, daha cümle bitmeden tamam dedi.
"İLK YAPTIĞIM KASET, "LAZ UŞAĞI"DIR. SIRF KEMENÇEYLE YAPTIĞIM BİR KASETTİR"
Dedi al kemençeni, dedim ya ne kemençesi, sazla dedim, yok dedi, Kemençeyle okuyacaksın bana dedi ısrarla. Derken günler geçti. Ve kaset yapacağım. Kemençeci arkadaşım Erol'u aldım, dedim ki kaseti yaptım. Yaptığım ilk kasetimdi. Adı da "Laz uşağı" idi. Sırf kemençeyle yaptığım bir kaset oldu. Korkunç sattı o zaman.
"6 AY GEÇMEDEN İKİNCİ KASETE HAZIRLAN DEDİLER"
Hemen daha altı ay geçmeden hemen ikinci kasete hazırlan dediler. Bana dediler ki 'sana Türkiye'nin en iyi sazlarını çalacağız.' Hakikaten de öyle oldu, bilen bilir Türkiye'nin en iyi bağlamacısı Zafer Dalgıç'la çalıştım. Bak şu anda bile TRT 'de bir numaradır. Aradılar işte saz grubunu, Zafer Hocalar bana bir kaset yaptılar. Öyle gerisi geldi. Tabi o zaman korsan olmasına rağmen felaket satardık.
DERKEN ZAMAN SU GİBİ AKIP GEÇİYOR. TÜRKİYE'DE ARTIK İYİ BİLİNEN BİR SANATÇISINIZ. HEMEN SORALIM, İBRAHİM TATLISES DAHA DOĞRUSU İDOBAY SERÜVENİ NASIL BAŞLADI?
Güzel bir yerden röportajı devam ettiriyorsunuz Orhan Bey.
Sonra tabi aradan yıllar geçti. İbrahim Tatlıses veya İDOBAY serüvenim başladı. Onu da şöyle itiraf edeyim; İbrahim Tatlıses'in İDOBAY'a gittiğim zaman on beş tane kasetim vardı. Vallahi yemin ederim, bak şerefimle temin ederim, gittim sıfırdan başladım sanki. Ben o güne kadar sanki hiç sanat yapmamışım.
BU SAYFAYI BİRAZ DAHA AÇABİLİR MİSİNİZ?
Şudur; ya bir laf var ya, boğulursan büyük derede, büyük suda, deniz de boğul derler. Oraya gittim olay çok profesyonel. Biz o zamana kadar hep amatör çalışmışız. Amatör yani bu bir gerçektir. Ve yaptığım işlerle de yine o Artvin'den Şile'ye kadar o bölgenin dışına da çıkamıyordum. Ne zaman İbrahim Tatlıses'e geçtim olay genişledi. Akış farklı, çalışma farklı. Bir menajerlik sistemi kuruldu, basın danışmanları, ben böyle bir şey görmemiştim. Yani her şey planlıydı.
"HERŞEY PLANLI GİDİYORDU. BURADA YAPTIĞIM İLK KASETİM "OFLU İLE BAYBURTLU'DUR. BİR BUÇUK MİLYON SATTI"
İbrahim abi Burhan Bayer'i çağırdı, dedi İsmail'in hemen kasetini yapalım. Burada yaptığım ilk kasetim "Oflu İle Bayburtlu'dur." Bir buçuk milyon sattı. Ve ne oldu, Türkiye'ye bomba gibi bir adam düştü. Halbuki benim o güne kadar on beş tane kasetim vardı. Onlarca eserim var, ben kendimi bir sanatçı biliyordum. Hâlbuki öyle değilmiş. Yani beni kimse tanımızdı, Karadeniz'in dışında, ama ne zaman ki İDOBAY'a taşındım, müzik yaşamımda bir dönüm noktası başladı. İbrahim Ağabeyin varlığıma emeği vardır. Her zaman teşekkür ederim. Allah var şu İDOBAY süreci beni farklı yere getirdi. Ondan sonrası devam etti. Bir de çok şanslı benle İbrahim Tatlıses ağabeyim, yani ne yaptıysam hep bir milyon sattı. Bir deprem parçası yaptım, bir milyon sattı. Ya hatırlayın yıllar önce deprem, o zaman işte " Erzurum'da kar yağsa Rize'de üşürüm" yılın hep o dönemlerini almıştım" Bir Aşk Eğer Şehit Olsa Ya Rab Tutuşurum" Erzurum'da kar yağar ı ilk yapmıştım. Yani biraz da şanslıdır. Ondan sonra işte "Gelmedi Ya Haram Olasın", "İki İki Dört Eder" işte hep güzel şeyler yaptık.
 Güzel çalışmalar yaptık. O arada benim "Türüt Show" başladı. On senede Show programı yaptım televizyonlarda. Kanal 7'de. Uzun yıllar orada çalıştım.
"İBRAHİM TATLISES'İN DURUMUNA ÇOK ÜZÜLÜYORUM. SAHNELER YETİM KALDI"
Tarifi mümkün değil. Sahneler yetim kaldı. İbrahim Bey nasıl diyeyim size sektörün bir numarasıdır. Tek başına bir sektördür. İslam dünyasında bizim Türkiye'de Timur Taş diye bir hoca vardı. Öldü kürsüler yetim kaldı dedim. İbrahim için de aynen öyle.
"İBRAHİM TATLISES OLSAYDI BEN BU DURUMDA OLMAZDIM"
İbrahim Tatlıses eski durumunda olsa ben bu durumda olmazdım. Benim bu başıma gelenler gelmezdi, bunu da söylüyorum.
BUNU BİRAZ AÇARMISINIZ?
Yani ben bu ülkede linç edildim. Televizyonlardan kovuldum. Bakınız hala konserlerim iptal ediliyor. İbrahim olsaydı buna müsaade etmezdi. Bu adam böyle değil diye kabul ettirirdi. Ben kendim kabul ettiremedim.
"İBRAHİM TATLISES KİMSENİN ÖNÜNÜ KESMEDİ"
İbrahim Tatlıses için zamanında bir takım sanatçılar çıkar derlerdi önümüzü kesiyor diye. Soruyorum şimdi adam yok ortada, siz nerdesiniz? Siz de yoksunuz. Demek ki İbrahim sizlerin yolunuzu kesmedi kardeşim. İbrahim abinin eksikliği hep hissedilecektir.
Duacıyız İnşallah tekrar sahnelere döner. Bak iddia ediyorum ben Karadenizli deli, o Güneydoğulu deli, ama iki deli iyi anlaşıyorduk.
MÜZİK YAŞAMINIZA KAÇ ALBÜM SIĞDIRDINIZ?
Ben yaklaşık kırka yakın, tam net bilmiyorum, ama herhalde otuz sekiz, otuz dokuz, o civarda, bunun korsanı morsanı da var. Bir de şu çok eski albümlerimi stüdyoya aldılar, başka sesler katarak farklı farklı çıkardılar. Bunları çoğalttılar.
PEKİ, İSMAİL BEY KASETLERİNİZ İÇERİSİNDE GÜNÜMÜZDE ALBÜM DENİLİYOR, SİZİN İÇİN APAYRI BİR YERİ OLAN HANGİ KASETİNİZ VAR?
Şimdi sanat değeri olarak çok güzel eserlerim var Fadime diye bir eserim var.
Benim için yani İbrahim Tatlıses ile yaptığım ilk kasetim çok ayrıdır. Çünkü beni farklı bir yerden çok farklı bir noktaya getirmiştir. Karadeniz Sofrası, yani o Oflu İle Bayburtlu hikâyesinin olduğu kaset. O kaset benim hayatımın dönüm noktasıdır. Vallahi o güne kadar yaptıklarıma hep sünger çekildi. Profesyonellik burada başladı. O güne kadar biz bu işi amatörce yapmışız. Ben İbrahim Tatlıses'e kaset yaptım, on beş tane televizyon programı o hafta şey yazıldı bana. Bir gün TRT'de, bir gün Star'da.
O DÖNEMLERDE DİNLEYİCİLER SİZE ŞÖYLE BİR YAKIŞTIRMADA BULUNUYORLARDI; "İSMAİL TÜRÜT KARADENİZ'İN İBRAHİM TATLISES'İ"
BU YAKIŞTIRMADAN MEMNUN KALIYOR MUYDUNUZ?

Tabi ondan ben gurur duyardım. İbrahim Tatlıses'in de o işte parmağı var çünkü "Ben Güneydoğu'da nasılsam bu adam da Karadeniz'de odur" diye hep söylemiştir. İnsanlar hep öyle kabul etti, "Karadeniz'in İbrahim Tatlıses'i" böyle derlerdi. Ama ben bu tip yakıştırmaları bugün çok sevmiyorum. Hala bugün bile baba, abi diyorlar hoşuma gitmiyor. Kardeşim beni İsmail diye çağır. Rahatsız oluyorum, yapım böyledir. Ben kravat taktığımda utanıyorum. Millet beni havalı mı anlar bilmem ama benim böyle bir yapım vardır. Ben sadeliği severim, böyle de bir yaşantım var. Para muhabbeti, para göstermek bu benim dünyamın dışındaki bir konu hiç sevmiyorum.
PARA DEMİŞKEN SANATÇILAR GENELDE EMEKLERİNİN KARŞILIKLARINI ALMADIKLARINI DİLE GETİRİRLER. ÇEŞİTLİ PLATFORMLARDA SERZENİŞTE BULUNURLAR. SİZDE DE BU SERZENİŞ VAR MI? EMEĞİNİZİN KARŞILIĞINI ALDINIZ MI? ALIYOR MUSUNUZ?
Ben emeğimin karşılığını yıllarca çalıştım aldım Allah'ıma Şükürler olsun.
Yani kasetler böyledir, kar edersen alırsın. Hepsini vermezler sana. Firmaların içlerinde insafsız yok mu? Var ama ben emeğimin karşılığını aldım. Mesela İbrahim Tatlıses'ten almışım. Piyasada konserlerimden, işlerimden emeğimin karşılığını almışımdır. Benim şahsen bu konuda bir serzenişim olmaz. Ama bu dünyanın içerisinde bu hak yemeler vardır. Bunu biliyorum. İşte seni ben şöhret ettim, işte on sene bana çalışacaksın, bu olmaz, bu haksızlıktır. Buna maruz kalan arkadaşlarımız oldu.
MÜZİK SEKTÖRÜNDE SÖMÜRÜ VAR MI?
Var. Çok sömürüler var. Yani adam şimdi geldi garibandır, o zaman çok şey bilmiyor, şimdi o zaman ne istersen imzalatıyor. Biliyorsun adamlar kaset yapmak için o zaman düşünemiyor. Aman ben bir kaset yapayım, şöyle yapayım, iyi biliyorum on tane kaset imzası alınan arkadaşlar oldu. Soruyorum şimdi onlara, sende de vicdan yok mu kardeşim, on lira verme de beş lira ver yani. Bu bir gerçektir, bunu yıllarca yaptılar. Bu konuda eski çalıştığım ilk çalıştığım firmadan böyle bir kazık ben de yemişim. Hem de maalesef ki hemşerilerim yani. İlk çalıştığım firmadan bu haksızlığı gördüm. O zaman Aşıklar'a yaptılar. Erkan Ocaklı ağabeyimize yıllarca yaptılar bunu. Erkan Ocaklı değerini alamadan ölmüştür, yazıklar olsun. Evet, ben onu çok iyi biliyorum, iyi bir dostum olduğu için Erkan Ocaklı'nın gönlü kırık öldü. Bazılarından alacaklı öldü iddia ediyorum. Hele o firmalardan alacaklı öldü. Allah'ın huzurunda hesaplaşırlar tabi. Bir adamın sırtından dünyayı almışsın, yazlık yapmışsın, evler almışsın, arsalar almışsın, kendisi garip bu helal olmaz sana. Ona da ver. Ben bunlara maruz kalmadım Allah'a şükürler olsun ama çevremde bu durumu yaşayanlar oldu. Bak bak yapanlar da iflah olmadı. Kul hakkı Rabbim diyor, ya kul hakkı kalmaz.
İSMAİL BEY KARADENİZ MÜZİĞİ APAYRI BİR KONSEPTTE. BUNU EN İYİ ANLATACAK OLAN SANATÇILARIN BAŞINDA GELİYORSUNUZ. KARADENİZ MÜZİĞİNİ SEVDİREN, COŞTURAN, DİNLEYİCİNİN BEĞENİNİ KAZANAN YÖNÜ NEDİR? PÜF NOKTASI NEDİR? NASIL TANIMLARSINIZ? NASIL ANLATIRSINIZ?
Şimdi bana sıra gelene kadar, Karadeniz müziği TRT'de okunulurdu. İşte rahmetli Cemile Abla onlar okurlardı. Kamil Sönmez, Erkan Ocaklı okurdu. Piyasada bana gelene kadar Karadeniz müziği bakın hafızalarınızı yoklayın çok kabul edilmiş değildi. Ya da bu kadar tanınmadı diyebiliriz. Bakın bu bir gerçek. Bunu egoistlik olarak anlamasınlar bunu artistlik olarak anlamasınlar, bilenler bilir.
Yaptığım Show programlarının ve İbrahim Tatlıses'in katkısı çok oldu. Karadeniz müziği farklı yere geldi. Bunda benim emeğim vardır. Bunu zaten insanlar da inkâr edemez. Bakınız geriye elinde kemençe çalan arkadaşım ya vallahi utanırdı kemençeciyim demekten, ama öyle bir gün geldi ki o kemençe Türkiye'nin Orkestrası'nın baş sazı oldu. Bu ne güzel bir şey işte buna bizim katkımız vardır. Niye, ben bu işi biraz adam gibi sattım. Ama ben bu işi İbrahim Ağabey ile beraber iyi sattım. Profesyonelliği ondan öğrendim. Bu iş böyle olmaz böyle olur Allah var çünkü niye geçmişte aynı şeylere o da maruz kalmıştı. Sana başka bir şey daha söyleyeyim ben yerel bir adamım. Karadeniz türküleri okuyorum, kendi eserlerim Allah'a hamdolsun ben piyasadan çok okumam. Ama bakın hiçbir kula nasip olmadı, benim tarzımda müzik yapan hiçbir kula nasip olmadı.
"BU ÜLKEYİ 7 DEFA TAVAF ETMİŞ BİR SANATÇIYIM"
Bu ülkeyi belki yedi defa tavaf etmiş adamım. Yani Sivas'ın meydanında da ben yüz bin kişiye konser verdim, Eskişehir'e de verdim. Trakya'ya da verdim. Trakya'da Trakya havası okumadım, Karadeniz havası okudum. Avrupa'nın birçok yerinde Karadeniz Türklerini okudum. Allah'ıma hamdolsun kimseye nasip olmayan bana nasip oldu. Beni Urfalı da sevmiştir Adanalı da sevmiştir. Biraz müziğin dışında da beni değerlendirmek lazım diye düşünüyorum. Biraz adamlılıkla da alakalı bir şey hakikaten öyledir. Beni Eskişehirli de sevmiştir Ankaralı da sevmiştir, bu çok güzel bir şey bu hiçbir kula nasip olmaz.
Yani bir de ben doğal adamım. Bir de bu vatanı, milleti, bayrağı, dini, devleti seven bir adamımdır. Bunları da açık açık söyleyen bir adamım.
"TÜRKÜLERİMDE SOSYAL YARALARA DA PARMAK BASTIM"
Benim zaman zaman türkülerimin içerisinde mesajlar da oldu. Yani sosyal yararlara hep parmak bastım. Hep Ayşe, Handan, yandan demedim. Zaman zaman eleştirilerde yapıldı. Bana linçler de yapıldı. Ama sonuçta zaman bizi haklı gösterdi. Bakın şimdi mesela ödülleri aldığım sene İbrahim Tatlıses'e yaptığım o kaset "Erzurum'a kar yağsa " hala dillerde olan bir eserdir.
"ÖDÜL ALDIM DİYE KÖŞESİNDE ELEŞTİREN GAZETECİ OLDU"
O gün bile beni bak ödülleri aldım diye köşesinde eleştiren gazeteci oldu. Bu ülkede böyle olmaz. Ben o gün ödülleri almışım, bir türkü yazmışım yapmışım neyse çok beğenilmiş milyonlar da satmış, adam beni eleştiriyor. Sen kime hizmet ediyorsun ya şimdi böyle adamı ben çok samimi bulmam. Böyle gazetecilik olmaz yoksa ben gazetecilere çok saygı duyan bir adamım.
"PLAN YAPMAYIN PLAN" ADLI ŞARKIDAN DOLAYI ÇOK ELEŞTİRİLDİNİZ. HATTA HAKKINIZDA DAVA DA AÇILDI. MESELEYİ KISACA ANLATABİLİR MİSİNİZ?
O dönem hakkımızda haksız yere haberler yapıldı. Mesele çok çarpıtıldı. Bu mesele de basın yüzünden başımıza geldi. Biz orada bir şeye dikkat çekmek istedik. Bu şarkının sözlerini Arif abi yani Arif Ozan yazdı. Karadeniz'de oynanan bir oyun var belli o zaman. Bakınız Trabzon'da her hafta bir olay, kayakçılar, mayakçılar, dayak, kavga, gürültü bir problem var. Dedim ki Karadeniz de vatanperver daha böyle vatanına sadık her yöremiz öyledir de Karadeniz biraz daha sanki böyledir. Dedim ki bu Karadeniz'de bir dümen var aynen böyle. Dostum dedim ki bir şey yazalım mı? Ben yazdım, bende durur hala "Uyan Uyan" diye bir "Uyan Şu Karadeniz'de Kapkara Yeller Esmeye Başladı Kardeşim Uyan. Bizim Önümüzü Bazı Gafiller Kesmeye Başladı" böyle bir şeydi. Şimdi bunu koy bir kenara bu güzel bu dursun ben ne demek istediğini anladım bana bir hafta müsaade et dedi, Almanya'ya gidiyorum ben sana bir şeyler fakslayacağım dedi. Kasette bitmiş durdurmuşum kaseti, gece aradı beni faks numarasını ver dedi bir şey faksladı bana işte bu plan. Bir bakınca dedim ki bu benimkinden daha güzel dedim. O gece oturdum besteledim onu sabah saat yedide. Plan diye bir şey yaptık. Ama Allah'ım ya hatırlayın o seneyi gök kubbeyi kafamıza yıktılar. Bizi Hrant Dink'e düşman ettiler. Tabi gazeteler yanlış yazdı. Ama gittik, aylarca yargılanıp beraat ettik. Yani suçumuz olsaydı ceza alırdık. Bu olayları çarpıttılar. Benim nazarımda bir insanı öldürmek bütün insanları öldürmektir. Benim imanımın gereği de böyledir, buna inanmış adamımdır. Ben öyle bir şeye sevinir miyim? Allah Korusun ya ben bir kedinin ölümüne dayanamam. Allah Şahit, olayları oralara çektiler,  farklı yerlere getirdiler.
KARADENİZ MÜZİĞİNİ OKUYORSUNUZ. İÇİNİZDEN BİR GÜN, SAHNEDEYKEN HİÇ FARKLI YÖRENİN TÜRÜKSÜNÜ OKUMAK GELDİ Mİ? GELİYOR MU?
Gelmez olur mu? Mesela şu Mardin'in Gülleri çok severim. Çok okurum. Yani iddialı değilim tabi ama çok sevmem mi yöremin her yerini severim. Güneydoğu'yu severim, Trakya türkülerini severim, İç Anadolu'yu severim, Neşet Ertaş hastasıyım. Rahmetli iyi bir dostumdu. Allah rahmet eylesin.
NEŞET ERTAŞ'IN ADINI ZİKRETTİNİZ. BİRLİKTE SAHNE ALDIĞINIZ OLDU MU?
Neşet Ağabey, olmaz mı? Bak Orhan Bey tehditle Show programıma getirdim. Çok severdim. Bir hatırayı anlatayım, kimse bunu bilmez. Neşet Ağabey geliyor ya Almanya'dan, aman saygıda kusur etmeyelim diyorum. Çalıştığım kanala hemen Neşet Ağabey geliyor nerede ağırlayalım dedim. O zaman İstanbul'da en iyi otellerden bir tanesinde yer ayırttık.
Programdan sonra adamı getirdim. Hayatta unutmam var ya mezara girsem unutmam, "Olmuyor ya İsmail kardeşim benim buralarda ne işim var. Ya ben burada banyoyu bulamam.  Beni mütevazı bir yerde yatır" dedi. O oteli reddetti. Türkiye'nin en iyi oteli bu. Böyle bir adam olabilir mi. Adam budur, adam böyle olacak.
TÜRKÜ OKUYAN SANATÇILARI BİRAZ DAHA MI HALKÇI GÖRÜYORSUNUZ?
Görmüyor musunuz?  Bu popçu mopçu, hikayeler, bu korumalar, hep yalan dümen bunlar. Hep hava palavra yemin ederim. En çok gıcık olduğum o sanatçı bir yere giderken o korumalar hayatımda yapmadım. Belediye konserlerine giderdim, belediye bize zabıtalar verirdi, ondan rahatsız olurdum. Ya bırakın ne koruması ben sevmiyorum. Gösteriş bunlar, magazin programlarına yapılanlardır. Biz bunun içinden gelmiş adamız. Ben böyle bir dünyanın adamı değilim ya olmadığım için zaten ayrışıyoruz.
TÜRKÜ OKUYAN SANATÇILAR UNUTULMAZLAR DERLER. KATILIYOR MUSUNUZ?
Niye unutulmuyor, türkü unutulmaz da ondandır. Türkü bu milletin öz değeridir. Ama poplar balon gibi patlarsa zıplarsa bir anda anladın mı geçer gider. Bakınız yıllar önce Türk musikisi, unutulur mu? Unutulmaz bunlar. Milletin öz değerleridir. Türkü ne demek ya bu dünya var oldukça türkü devam eder. Hemşerim iyi türkücülerde unutulmaz.  Bir Neşet Ertaş unutulur mu? Hacı Taşanlar unutulur mu? Unutulmaz niye bunlar bu toprağın evlatlarıdır. Bir Aşık Veysel unutulur mu? Bir Âşık Reyhanî unutul mu? Bunlar önemli adamlar, özel adamlar, bu toprağın kendileri bunlar, zerre kadar katkı yok yüzde yüz yerli adamlar.
Ben bunu canlı yayında da söylemiştim iki tane salon olsun şurada, dünyanın starı bir salonda bir de Anadolu'nun garip aşıkları bir salonda konser veriyor deseler. Bakın dünyanın en büyük starı bu salonda olsun, ben âşıkları tercih ederim. Onları dinlerim bana ne dünyanın starından beni ilgilendirmez. Kültürümüzü yaşatıyorlar. Türkiye var oldukça, bu vatan var oldukça, bu dünya döndükçe türküler dönecektir. 
SANATÇI SELAHATTİN ALPAY İLE ARANIZIN İYİ OLDUĞUNU BİLİYORUM. GEÇENLERDE BİR RÖPORTAJ YAPTIM. SELAHATTİN BEYE SORMUŞTUM SİZE DE SORMAK İSTİYORUM. SELAHATTİN BEY MÜZİĞİN EVRENSEL OMLADIĞINI SÖYLÜYOR. GERÇEKTEN MÜZİK EVRENSEL Mİ? DEĞİL Mİ? İSMAİL BEY SİZ NASIL DEĞERLENDİRİYOR SUNUZ?
Selahattin Bey türkülere hizmet etmiş bir adamdır. Tabi bu çok önemli, bıçak sırtında bir soru sordunuz. Yani şimdi Selahattin Ağabey'e şurada katılıyorum, ben şöyle anlıyorum yani benim Anadolu'mun türküleri evrensel boyuttadır desek, bakın yani Anadolu türküsünden gavurlar zevk almaz ya nasıl evrensel olur ya? Şimdi adamların ritmi başka müzik tarzı başka neyi evrensel yani aynı dili konuşmuyoruz ki. Müziğimiz bir değer mi değer. Değer bilmeliyiz. Bizleri müziklerini satmak için böyle bir cümle kullanmışlar. Amerika'da olsun İngiltere'de olsun sanatçılarını farklı destekleri vardır. Bakınız bu konuda devlete de görev düşüyor. Devlet bu konuda çok ihmalkârlık etmiştir. Yıllardan beri adamlar kendi müziğini dünyaya pazarlamışlar. Onları taklit eden bizde starlar var. Yanlış mı? Hiçbiri bu milletin topraklarının sesi değildir, tarzı değildir. Selahattin Bey'e orada katılıyorum, benim türkümden keyif almayanlarla neyin şeyini konuşacağım. Bu şuna benzer;  Hani İslam'da bir ara yaptılar ya diyalogu hoş gör, adam benim peygamberime inanmıyor, neyi hoş görüyorsun. Böyle adamlarla ben nasıl diyalog kuracağım. Peygamberimi reddediyor.
SON YILLARDA SİYASİ DEMEÇLER, SİYASİ DEĞERLENDİRMELER YAPAN, HATTA HERHANGİ BİR SİYASİ PARTİDEN TARAF OLDUĞUNU BEYAN EDEN SANATÇILAR OLDU. BUNLARI DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ? SANATÇI, SİYASET YAPABİLİR Mİ? SANATÇI SİYASETÇİ DE OLUR MU?
Şimdi size bir şey anlatayım. Sanatçının Siyaseti Olmaz diye bir inkılap var, ben buna katılmıyorum. Belki birine benim sempatim var. Başka bir şey diyeyim size; adam elinde bağlaması yıllardır çıkıyor, bu ülkede solculuk nutukları atıyor. Ben de çıkıyorum bu ülkede vatan millet bayrak diyorum, bunun adı ülkücülük ise ben ülkücüyüm. Ama sen yaparsan vatan millet bayrak din devlet dediysen sen oluyorsun faşist veya ülkücü veya siyasi, ama çıkıyor adam farklı farklı şeyler yapıyor sanat adına, neler ya gördük. Bu ülkede onlara yapmak mubah bana olmak günah bunu da kabul etmiyorum. Bu ülke bölünsün diyen sanatçılar var bu ülkede. Allah aşkına ya askere polise lanet edenler gördük ya hala görüyoruz. Ben hayatımda Türkü, Lazı, Kürdü, Abazası, Çerkezi Ankaralıdır. Türkiye'nin merkezi Ankara'dır. Hepimiz bu ülkenin birer ferdiyiz. Bunu otuz sene önce demişim.
Ben bu ülkede insan ayrımı yaptıysam Allah kahretsin beni. Ben bir bu vatan bölünsün diyen haini ayırırım. Başka ayırmam. Lazmış, Kürtmüş, Alevi, Suni, Müslüman, Gavur beni ilgilendirmiyor. Ben bu vatanın bu bayrağın altında kardeş miyiz, kardeşçe yaşayacağız, ben buna inanmışım.
SIKINTILI BİR SÜREÇ YAŞADIĞINIZI SÖYLEDİNİZ.  BİR DÖNEMLER SİZİNLE BİRLİKTE ÇALIŞAN, BERABER OLAN SANATÇI ARKADAŞLARINIZ VARDI. HİÇ DESTEK OLMADILAR MI? İBRAHİM TATLISESİ AYRI BİR YERDE TUTALIM.
-SANAT DÜNYASINDA DA BİR ŞEYLİK VAR

Olmaz mı? Şimdi beni bilen biliyor. Sanatçı arkadaşlarım var, biliyorlar ki bu böyle bir adam değil. Ama beni çıkıp savunamadılar. Bu olmaz. Benim bir arkadaşım öyle bir maruz kalsa çıkarım bu adam böyle değil derim.
SİZİN CAMİADA REKABET ÇOK MU FAZLA?
Tabi yani şimdi şöyle bir şey söyleyeyim. Dün Tayyip Erdoğan'a olmadık hakaretleri edenler, bugün yanında takla atıyorlar. İnandığım değerlere bak yemin ederim. Bu olmaz. Dün birini övmüşsem, bugünde severim. Adam gibi olacaksın. Sanatçı, sanatçılığını yapsın.
GEÇEN SENE ALMANYA'DA BİR KONSERİNİZİN MAHMEKE TARAFINDAN İPTAL EDİLDİĞİNİ DUYDUK. ASLI ASTARI NEDİR? ANLATIR MISINIZ?
Almanya'nın göbeğinde geçen yazın konserim var. Otuz bin kişi çayırda. Beni karşılıyorlar. Başkanın rengi değişiyor. Ya İsmail bir şey var diyor. Ne var diyorum, diyorum hani belki PKK tehdit mehdit bir şey mi var. Abi diyor, Trabzonlu bir avukat diyor, diyor ki bu Almanya'nın mahkemesinden bir karar çıktı, sen burada konser veremezsin. Ne yaptım ben Almanya'ya. Duydunuz mu böyle bir şey duymadınız. Kalem Medya'ya açıklıyorum işte.
Bundan daha büyük bir haber olur mu? Bir adam gelmiş Almanya'ya, hani demokrasinin beşiği diyorlar. Avrupa değil mi?  Bu adam konsere çıkamaz diye yerel mahkeme bir karar almış. Bütün medya orada neden yazmıyor. Yada yazıyorlar da burada yayınlatmıyorlar. Bir tane gazete yazdı, gerisi yazmadı. Hepsi oradaydı ha Yeniçağ yazdı. Ne Hürriyet'i hepsi orada, geldiler görüntüyü gördüler. Sebebi de şu; bu adam tereddütsüz İsrail düşmanı, biz de İsrail dostuyuz. İsrail ile alakalı bir parçam vardı, bunu Almanyalılar kalktı araştırdılar buldular. Kararda bu adam İsrail düşmanı, biz İsrail dostuyuz, bu konser olamaz. Yani Almanlar kalkıp da benim kasetimi dinleyip de o türküyü tespit etmiş değiller. Benim üzüldüğüm şudur; oradaki gazeteciler, ya otuz tane gazeteci benle röportaj yaptı, bir kelime duydunuz mu? Allah Aşkına yapmadılar. Bak Orhan bey bunlara maruz kaldım. Ben İsrail'i niye eleştirmiştim, vahşet yapıyorsun,  İsrail'in öldürdüğü Müslüman olması şart değil, candır. Orantısız güç kullanıyorsun. Benim gözümde katilsin bunu dedim. Ben doğrudan yana bir adamım. Bende en azından riya yoktur. Saf ve tertemiz bir adamım.
AİLENİZİ SAHNE YAŞAMINIZDAN ÇOK AYRI TUTARAK ÖNE ÇIKARMADINIZ. BAŞKA BİR DEYİŞLE MAGAZİNSEL PROGRAMLARA DA KONU EDİNMEDİNİZ. YENİ JENERASYON SANATÇILARIMIZDA BUNUN TERSİNİ YAPANLAR OLUYOR. KİMİSİ ÇOCUKLARIYLA GÜNDEME GELİYOR. KİMİSİ EVLİLİKLERİYLE GÜNDEME GELİYOR. BU KONUDA VAR MI BİR DEĞERLENDİRMENİZ?
Yıllarca sanat dünyasının içerisindeki evliliklerin uzun sürmeyeceğini savunan birisiyim.
Evet, yıllarca bu tarz tartışmalarla gündemde kalanlar oluyor. "Sanatçıdan karı olmaz" diye bir laf etmiştim. Yani bu kötü maksatta değil, ama sen sahnelere, konserlere, gazinolara çıkarsan, seni bekleyen bir koca bulamazsın evde. Bu mantıklı değil, bunu aslında benim gibi herkes düşünüyor. Ama kimse diyemiyor. Ben dedim onu. Ya arkadaşım gece sabaha kadar gazinolarda çalışacaksın, bir adamda seni oturacak bekleyecek, böyle bir koca zor. Bu tip evliliklerin ben çok kırılgan olduğunu düşünüyorum. Dediğim de çıkıyor.
Onun adını başka bir şey koysunlar, beni ilgilendirmez. Herkes benim gibi düşünmüyorsa,  ama herkes benim gibi konuşmuyor, ihale bana kalıyor. O zaman beni yediler. Kimler bağlandı televizyona, sen ne biçim konuşuyorsun diyenler oldu. Ben bunu dediğim seneden beri, on sene, on beş sene geçti, o dediğim insanlar on beş tane koca değiştirdiler. Yani benim dediğim haklı çıktı. Olay budur, onun için sanat dünyasındaki bu işleri çok samimi bulmuyorum. Bu bizim vicdanımıza uymaz. Sanat dünyasının içinde, sinemada, tiyatroda, sahnede bunları gördük yıllarca.
"SANATÇI DEĞERLERİ YAŞAMALI VE KORUMALI"
Ramazan günü içki içenle olmam. Onun dünyası anladın mı, beni ilgilendirmez, ama ben de ona ortak olamam.
YENİ BİR TELEVİZYON PROGRAMI VAR MI? TEKLİFLER GELİYOR MU? KONSERLER VAR MI? ALBÜM HAZIRLIĞI VAR MI?
Televizyonlar bana bakıyorlar. Şimdilik bir şey yok. Yani herhangi bir program yok. Aslında yapmak isteyen var, artık parasal imkânsızlıklardan mı başka nedenlerden mi bilemiyorum bir türlü hayata geçiremiyorlar. Elbette süreçlerin de televizyon yayıncılığında etkisinin olduğunu kabul etmek lazım.
Konserlere gelince, genelde bir durgunluk yaşıyoruz. Son zamanlarda genelde belediyeler konser organizasyonları düzenliyorlar. Belediyeler de bana çok sıcak bakmıyorlar.
Albüm hazırlığını sormuştunuz, şu anda repertuar bitti. Ama Orhan bey tadı tuzu yok. Tek parça yapmaktan da yana değilim vallahi yoksa öyle bir parça yaparım ki çok tutulur ama ben albümden yanayım.
Hemşerim size şaka geliyor, vallahi adam Türkiye'nin en büyük belediye başkanı, bana dedi ki senin dediklerine imza atarım ama seni konserime getiremem dedi. Ben anlamıyorum. Bak ne diyor, bu benim yıllarca bir de dostum özel dostluğum var, İsmail dedi, ya senin dediklerinin altına imzamı atarım ama konserime getiremem. Bu bir süreçtir, demek ki olabilir geçer. Ben ülkemi çok seven bir adamım. Ben bu devletimin yanındayım. Bu devlet batarsa hepimiz batarız. Bu bir hükümet meselesi değil, hükümetler gider. A gider B gelir. B gider kalıcı olan devlettir.
"BİZİM SEKTÖRÜ DE TEKNOLOJİ ÇOK OLUMSUZ ETKİLİYOR. BUNU İŞ YAPMA AÇISINDAN SÖYLÜYORUM. KASETLER ESKİSİ GİBİ SATMIYOR"
Teknoloji işimizi etkiledi. İnternet çok iyi bir alet. Ekmek bıçağı gibi. Ekmeği kesersen çok iyi bir alet. Ama Allah korusun birine saplarsan çok kötü bir alet. Bakıyorsunuz internet bir anda dünyayı küçülttü ayağınıza getirdi, bir anda da büyüttü sizden uzaklaştırdı. Kendim çok fazla kullanan bir adam değilim. İnternetten uzak kalmak için eski model cep telefonu kullanıyorum. Ben böyle mutluyum. Ama bir gerçektir ki internet çıktı çıkalı korsan dediğimiz mesele büyüdü. Dolayısıyla albümler eskisi gibi satılmıyor. Teknolojiden yanayım ama teknoloji de anamızı ağlattı. Bir düğmeye basıyorsunuz benim 200 tane türkümü alıyorsun. Peki, buna benim rızam var mı? Çok zararlı. Bu konuda muzdaripiz. Avrupalı bu meseleyi biraz çözdü. Dinleyici parça dinledi mi sanatçının kumbarasına para düşüyor, bunu burada yapamadılar.
UNKAPANI ESKİ GÜNLERİNİ YAŞAMIYOR. UNKAPANI SİZİN İÇİN NE ANLAM İFADE EDİYOR?
Unkapanı bizim aşımız. Benim için anlamı çok büyüktür. Ekmeğimizin meskenidir. Tabi ki eski günleri yok. Bazen gidiyorum, insan geçmiyor. Müzik sektörü denince Unkapanı herkesin aklına gelirdi. Ama maalesef bitmiş durumda.
KALEMMEDYA'YA VERDİĞİNİZ RÖPORTAJ İÇİN BİR BAŞLIK ATINIZ DESEK, NASIL BİR BAŞLIK ATARDINIZ?
"İsmail Türüt ile çok samimi söyleyişi" derdim. Yani olduğu gibi konuşan bir adamım. Göründüğüm gibiyim. Dolayısıyla böyle bir başlık atardım.
RÖPORTAJIMIZIN SONUNDA SANATÇI HEMŞERİM KAHTALI MIÇI'DAN BİRAZ BAHSEDELİM İSTİYORUM. SİZİN DE DOSTLUĞUNUZ VAR. 'TÜRÜT SHOW' PROGRAMINA DA KONUK ETMİŞTİNİZ. SANATÇI MIÇI İLE İLGİLİ NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ? SESİNİ NASIL BULUYORSUNUZ? VAR MI OKUYUCULARIMIZLA PAYLAŞMAK İSTEDİĞİNİZ BİR ANINIZ?
Çok sevdiğim bir sanatçı dostumdur. Sesi mükemmeldir. Dediğiniz gibi televizyonlarda program yaptığım dönemlerde konuk olarak almışımdır. Programlarımıza renk katmıştır. Görmeyeli bayağı zaman oldu. Program yaparken sen Karadenizli ben Güneydoğulu derdi. Çok doğal bir adamdır. O da benim gibi çok otantiktir. Samimiyetimle söylüyorum Orhan Bey, Kâhtalı Mıçı gibi bir ses, bir değer yoktur. Eğer o adam şu anda mağdursa bu ülkeye yazık olsun. Bunun altını çizerek söylüyorum. Bu Adıyaman meselesi değildir. Benim gözümde bir baltaya sap olamayan ancak trilyonlar kazanan sözüm onlara sanatçılar var, o para onlara haram olur. Haram olsun zaten. Bir adam var hakiki değil, birilerinin desteğiyle zıplayacak paralar kazanacak. Bir adam var hakiki, Anadolu insanı türküler okuyor ama mağdur. Her zaman demişimdir, Kahtalı Mıçı benim kapım sana açıktır. Ne zaman gelirse başım üstünde yeri vardır. Kolay kolay Mıçılar gelmez.
SON SÖZÜNÜZ NEDİR?
Ben yine aynı adamım. Değişmedim dinleyicilerimiz, okuyucularımız beni yüreklerine bassınlar. Basıyorlar zaten kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum. Vatanımı, milletimi seviyorum. Bayrağımın asıldığı her yer vatanımdır. Benim için Rizeli ne ise Adıyamanlı da aynıdır. Eskişehir de aynıdır, İzmir de aynıdır. Yaşam tarzım böyledir.
Kendimi herkese ifade ettim. Gazetecilere kendimi ifade edemedim. Tabi çok iyiler de var. Ya da beni anlamadılar. Böyle gazetecilik olur mu? Bak oğlum gazeteciliği bitirdi, gazetecilik yapmasını istemedim. Gazetecilik çok kıymetli bir meslektir. İşini iyi yapan gazetecilere çok saygım vardır. İşte siz. Takdir ediyorum. Elinize sağlık. Bana bu fırsatı verdiniz, siz Orhan bey ve Ümit bey çok teşekkür ediyorum. Emekçisiniz. Emeğinize sağlık diyorum. KalemMedya'ya başarılar diliyorum. 


Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer RÖPORTAJ Haberleri

Başlık Tarih
 
Altınşehir'e Lukianos Parkı 14 Temmuz 2018
TÜM DÜNYA BİZİM SEÇİMLE İLGİLENİYOR18 Mayıs 2018
"NEMRUT TURİZMİ CANLANDIRILMALI"22 Şubat 2018
GERSOY-DER BAŞKANI MAHMUT ÖZDEMİR: 2017 YILI BEKLENTİLERİMİZİN GERİSİNDE GEÇTİ11 Şubat 2018
2017 YILI DEĞERLENDİRMESİ 2018 YILI BEKLENTİSİ 11 Şubat 2018
YILANCI: KÂHTA'DA HİZMET HAMLESİ BAŞLATACAĞIM07 Haziran 2018
"BİZ ASLA ETNİK KİMLİK ÜZERİNDEN SİYASET YAPMIYORUZ"15 Ocak 2018
2017 YILI DEĞERLENDİRMESİ 2018 YILI BEKLENTİSİ08 Ocak 2018
"İL BAŞKANI OLACAKSIN DENİLDİ"05 Aralık 2017
“TÜTÜN KONUSUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÇABA VERİYORUZ”04 Aralık 2017
TÜTÜN AŞIMIZ EKMEĞİMİZDİR YASAKLAMAYIN20 Ekim 2017
SULU TARIM ŞART27 Haziran 2017
"MÜZİK EVRENSEL DEĞİLDİR"08 Haziran 2018
Özel Atak Lisesi Kurucu Müdürü Mustafa Yılmaz: ATAK'TA 7/24 SAAT EĞİTİM28 Şubat 2017
" Avrupa Birliği Ülkelerin İsteği Doğrultuda Makinelerle Üretim Yapıyoruz"27 Şubat 2017
GERSOY-DER YENİ YÜZÜYLE HİZMETTE20 Ocak 2017
Av. Vurucu: Sosyal Medya da Olsa Hakaret ve Küfür Suçtur24 Ocak 2017
GERSOY-DER Başkanı Mahmut Özdemir: GERGER’İN SORUNLARI ÇÖZÜLMELİ10 Nisan 2017
Gazeteci-Yazar Can Ataklı: TERCİHİNİZ ÇAĞDAŞ DÜNYA İSE KURALLARA UYACAKSINIZ24 Ocak 2017
İstanbul Bahçelievler Kaymakamı Mehmet Ali Özyiğit: İSTANBUL BAHÇELİEVLER YOĞUN GÖÇ ALDI23 Aralık 2016
"DİNLEYİCİNİN ALKIŞI BİZİM GIDAMIZDIR/ SHOW PROGRAMLARI PARA İÇİN ÇOĞALDI"23 Aralık 2016

NEMRUT DAĞI ANIT MEZARI AÇILSIN MI?

AÇILSIN
AÇILMASIN

Sonuçlar
Foto Galeri
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
..
KALEMMEDYA VİDEO
KALEMMEDYA VİDEO
ANASAYFA
CH