KALEMMEDYA
FOTO GALERİ
GAZETELER
VİDEO GALERİ
KÜNYE
İLETİŞİM
  GÜNDEM      POLİTİKA      DÜNYA      EKONOMİ      EĞİTİM      SAĞLIK      RÖPORTAJ      YAŞAM      CİNE/MAGAZİN      SANAT      KİTAP      MUTFAK      SPOR   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Mustafa YILMAZ -
ABD VE TÜRKİYE İLİŞKİSİNİN BAŞLANGICI
05 Ağustos 2018

15 Temmuz darbe girişimi öncesi ve sonrası FETÖ (Fettullahçı Terör Örgütü)  liderinin iadesinin yapılmaması ile ilişkilerimizin bozulduğu sözde müttefikimiz ABD'nin son başkanı Donald Trump’ın sosyal medya üzerinden önce Kuzey Kore, sonra İran, Çin ve Rusya şimdide Türkiye’ye saldırıp sözde dünyanın jandarmalığını yapması ve akabinde ülkemizin iki bakanına yaptırım uygulaması Türkiye ve Amerika’nın ilişkilerini kopma noktasına getirdi. Fakat Türkiye-Amerika ilişkilerinin tarihi seyri; devşirilen ve ABD’nin yerel ve bölgesel çıkarları için çalışan kişileri/örgütleri(FETÖ) anlamamıza katkı sağlayan temel verilerdir. Bu bağlamada üzerinde durmamız gereken ilk tarih 12 MART 1947 “Truman Doktrini”dir. Sözde ABD’nin Türkiye’ye yardımı olarak sunulan bu doktrin özünde toplumsal yapıyı, siyaseti ve bölgemizi dizayn etmeye yarayan bir projeydi.
Truman doktrini ile birlikte II. dünya savaşı sonrası Batı Avrupa ülkelerine ekonomik durumunu düzeltmek amacıyla Marshall Planı denilen bir yardım paketi geliştirildi ve aynı amaçla 1947’de Yunanistan ile birlikte Türkiye’ye 400 milyon dolarlık bir askeri ve ekonomik yardımı gören ilk Amerikan yardımı başlatıldı. Sovyetler Birliği’nin genişleme ve etkisini çevredeki ülkelere yaymasından rahatsız olan ABD Başkanı Harry Truman, Komünizmle mücadele eden hükümetleri destekleme politikasını devreye soktu. Türkiye’nin de aynı tehdit altında olmasından dolayı ABD, Türkiye’ye 100 milyon dolarlık mali yardım ve askeri malzeme tedariki sağladı. Sovyetler Birliği’nin Türkiye’deki boğazlarda ve Kars bölgesinde hak iddia etmesinden dolayı yani Sovyetlerin “Batılaşma”  hedeflerinin de etkisiyle Türkiye Hükümeti, ABD ile müttefik olma yolunu seçti. Ayrıca II. Dünya savaşında Britanya’nın zayıflamasından dolayı Asya ve Ortadoğu'daki boşluğu ABD doldurma görevini üstlendi. Bir nebze bu doktrinin işlemesi Marshall Planı’nın da hazırlayıcısı ve temel kaynağı oldu. Aslında bize sağlanan bu 100 milyon dolarlık anlaşmanın temel gayesi Türkiye’yi desteklemek değil tam tersi himayesi altına alabilmekti. Bu durumu kanıtlaya bilmek için doktrinin maddelerini iyi okuyup ve anlamak gerekir.
Madde – 1
Birleşik Devletler Hükümeti, Birleşik Devletler Başkanının 22 Mayıs 1947 tarihinde tasdik edilen Kongre Kanunu ve bunu değiştiren veya buna ek kanunlar hükümleri gereğince yapılmasına müsaade edebileceği yardımı Türkiye Hükümetine sağlayacaktır. Türkiye Hükümeti bu kabil herhangi bir yardımı bu anlaşma hükümleri gereğince fiilen kullanacaktır.
Madde – 2
Birleşik Devletler Başkanı tarafından bu maksatla tayin edilen bir Türkiye Misyonu Şefi bu anlaşma gereğince sağlanacak yardıma müteallik meselelerde Birleşik Devletler Hükümetini temsil edecektir. Misyon Şefi bu anlaşma gereğince peyderpey yapılacak olan muayyen yardımın kayıt ve şartlarını Türkiye Hükümeti temsilcileriyle danışarak tespit edecektir. Ancak yapılacak bu muayyen yardımın mali şartları, peyderpey, iki Hükümetin Mutabakatı ile evvelden tespit edilecektir. Misyon Şefi, Türkiye Hükümetine, bu anlaşma gereğince sağlanan yardımın gayelerinin elde edilmesine yarayabilecek malumatı ve teknik yardımı sağlayacaktır.
Türkiye Hükümeti yapılan yardımı tahsis edilmiş bulunduğu gayeler uğrunda kullanılacaktır. Sorumluluklarının icrası sırasında görevini serbestçe yapabilmesini mümkün kılmak için, bu Hükümet, Misyon Sefine ve temsilcilerine, yapılan yardımın kullanılışı ve ilerleyişi hakkında rapor, malumat ve müşahede seklinde isteyebileceği her türlü kolaylık ve yardımı sağlayacaktır.
Madde – 3
Türkiye Hükümeti ile Birleşik Devletler Hükümeti, Türk ve Birleşik Devletler Milletlerine bu anlaşma gereğince yapılan yardım hususunda tam bilgi temini için işbirliği yapacaklardır.
Bu maksatla ve iki memleketin güvenliği ile kabili telif olduğu nispette:
1.Birleşik Devletler basın ve radyo temsilcilerine, bu yardımın kullanılışını serbestçe müşahede etmelerine ve bu müşahedelerini tam olarak bildirmelerine müsaade edilecektir ve
2.Türkiye Hükümeti bu yardımın amacı, kaynağı, mahiyeti, genişliği, miktar ve ilerleyişi hakkında Türkiye’de tam ve devamlı yayın yapacaktır.
Madde – 4
Bu anlaşma gereğince Türkiye Hükümeti tarafından elde edilen her madde, hizmet veya malumatın emniyetini sağlamak azminde bulunan ve bunda aynı derecede menfaattar olan Türkiye ve Birleşik Devletler Hükümetleri, bedelmusavere, bu uğurda diğer Hükümetin lüzumlu addedebileceği tedbirleri, karşılıklı olarak, alacaklardır. Türkiye Hükümeti, Birleşik Devletler Hükümetinin muvafakati olmadan, bu neviden hiçbir madde veya malumatın mülkiyet veya zilyetliğini devretmeyeceği gibi, aynı muvafakat olmadan Türkiye Hükümetinin Subay, memur veya ajan sıfatını haiz bulunmayan bir kimse tarafından bu maddelerin veya malumatın bu sıfatı olmayan bir kimseye açıklanmasına ve bu maddeler ve bu malumatın verdirdikleri gayeden başka bir gayede kullanılmasına müsaade etmeyecektir.
Madde – 5
Türkiye Hükümeti bu anlaşma gereğince verilen herhangi bir ikraz, Kredi, hibe veya diğer şekillerdeki yardımların hasılatının hiçbir kısmını diğer herhangi yabancı bir devlet tarafından kendisine verilmiş olan herhangi bir ikrazın resülmal veya faizin tediyesinde kullanılmayacaktır.
Madde – 6
Bu anlaşma gereğince yapılmasına müsaade olunan yardım kısmen veya tamamen:
1.Türkiye Hükümeti talep ederse;
2.Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (bu hususta Birleşik Devletler herhangi bir vetonun kullanılmasına nazarı itibara almayacaktır) veya Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun, Birleşmiş Milletler tarafından alınan tedbir veya yapılan yardım neticesinde, bu anlaşma mucibince Birleşik Devletler Hükümeti tarafından yapılan yardımın devamını lüzumsuz veya gayrı matlup addetmesi halinde ve
3.Yukarda anılan Kongre kanununun 5 inci bölümünde musarrah diğer herhangi bir vaziyette veya Birleşik Devletler Başkanının yardımının kesilmesini Birleşik Devletlerin menfaatlerine uygun görmesi halinde; nihayet bulacaktır.
Madde – 7
Bu anlaşma bugünden itibaren yürürlüğe girecek ve her iki Hükümet tarafından tespit edilecek tarihe kadar yürürlükte kalacaktır.
Madde – 8
Bu anlaşma Birleşmiş Milletler nezdinde tescil edilecektir.
Türk ve İngiliz dillerinde, iki nüsha olarak Ankara’da 12 Temmuz 1947 tarihinde yapılmıştır.
(İmza edenler):
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına: HASAN SAKA
Amerika Birleşik Devletler Hükümeti adına: EDWIN C. WILSON [7]
Sonuç olarak II.dünya savaşı sonrası dünyadaki güç dengesi ve politikalar ABD eksenli devam etmesi ve bununla beraber ABD’nin  yeni bir dünya düzeni yaratmak istemesi dünya üzerindeki ABD’nin etkisini arttırmıştır. Buradaki temel unsur ABD’nin insanlığın şimdiye kadar tanımış olduğu bütün değerleri reddederek yeni baştan üçlü bir tanrılar sistemi kurmasıdır; “ÜRETİM, SERVET ve LEZZET”. ABD’nin dünya sahnesine çıktıktan sonra kısa sürede dünyaya hâkimiyet kurmasının temel felsefesi olan bu sistem ile istediği coğrafyada ve ülkede toplumsal, siyasal ve ekonomik tüm değişimleri yapabilmektedir.

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Mustafa YILMAZ Diğer Yazıları

25 Ekim 2018 - BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)
29 Eylül 2018 - BİZİM BEYİNLERE İHTİYACIMIZ YOK
07 Eylül 2018 - SİLAH ZORUYLA YAPAMADIKLARI
18 Ağustos 2018 - SON OYUN: EKONOMİK SAVAŞ
14 Temmuz 2018 - YENİ DÖNEM
02 Temmuz 2018 - YENİ MECLİSTE MİLLETVEKİLLİĞİ
12 Haziran 2018 - 24 HAZİRAN EŞİĞİ
30 Mayıs 2018 - BİZE NE OLDU?
20 Mayıs 2018 - YENİ TÜRKİYE
09 Mayıs 2018 - BATININ ALGI YÖNETİMİ
12 Nisan 2018 - KÜRESELLEŞME
06 Mart 2018 - ORTADOĞU DENKLEMİNE GERÇEK BİR BAKIŞ
09 Şubat 2018 - MERKEZ ÜLKE TÜRKİYE: MİLLİ GÜVENLİK
30 Ocak 2018 - BATININ TÜRKİYE ALGISI; MERKEZ ÜLKE
GAZETELER | VİDEO GALERİ
CH