Toplamda İstanbul’da 3 şubesiyle hizmet veren Asude Yaşam ve Sağlık Merkezi Kurucusu Fikret Bayrak, Kalem Medya Gazetesi’ne röportaj verdi.
Gerek hizmet alanlarıyla ilgili gerekse de kendi açılarından 2024 yılına dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunan Bayrak, Kalem Medya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Orhan Karakaş’ın sorularını yanıtladı.
Verdikleri hizmetin sektörde Türkiye genelinde başka bir yerde olmadığının altını çizen Bayrak, hedeflerinin şube sayısını 10’a çıkararak, yatak kapasitelerini 2 bine yükseltmek olduğunu belirtti.
Bayrak yaptığı değerlendirmede Türkiye’de nüfusun dünya genelinde yaşlanan nüfus bakımından 2. sırada olduğuna dikkat çekerek, yaşlılarla ilgili sıkıntıların çözülmesi gerekliliğine vurgu yaptı.
Yaşlı nüfusun hızla ilerlediğini söyleyen Bayrak, “Sağlık problemi ileri düzeyde olan bir yaşlı nüfusumuz hızla geliyor. Yaşlı nüfusumuzun yaşam kalitesinin yükseltilmesi için devletin yöneticilerin bireylerin toplumun aile bireylerinin çoluk çocukların hepsinin bu konuya hassasiyetle bakması gerekiyor” dedi.
Hizmetleriyle kamuoyunda sürekli takdir gördüklerini kaydeden Bayrak, “Biz aslında yaşlı hasta bireylerin, yakınlarını süreçten izole ederek, onların yaşam kalitelerine de çok ciddi katkı sağlıyoruz” diyerek Karakaş’ın soruları ışığında şunları söyledi:
YILLARI DEĞERLENDİRİRKEN İKİ AÇIDAN DEĞERLENDİRMEK ZORUNDAYIM.
BİRİNCİSİ EKONOMİK ANLAMDADIR İKİNCİSİ İSE SOSYAL ANLAMDADIR.
Yılları değerlendirirken iki açıdan değerlendirmek zorundayım. Bir ekonomik alanda değerlendirmek zorundayım bir de sosyal alanda değerlendirmek zorundayım.
Ekonomik sıkıntıların hepsi aşılır. Ekonomik sıkıntılar insanları toplumları perişan etmez. Bugün kemer sıkarsınız yarın rahatlarsınız. Ama toplumdaki büyük deformasyonlar özellikle sosyal alanda olursa sıkıntılar orada başlar. Son yıllarda ülkemizde gördüğümüz en büyük deformasyon da sosyal çöküşte. Bunu nasıl görüyoruz yaptığımız iş gereği. Çünkü biz toplumda dezavantajlı grup dediğimiz birçok grup var ki bunların içerisinde yaşlılarla ilgileniyoruz. Yaşlılar insanlar doğduğu noktaya geri gelir deriz ya, insanlar yaşlılıkta doğduğu noktaya geri geliyorlar. Ve onların profesyonel desteğe ihtiyaçları var.
Biz ülkede hem toplumun hem de yöneticilerin yaşlılara bakış tarzı ile ilgili 2024 senesinde olmayan şeyleri 2025 senesinde beklemek istiyoruz.
DÜNYADA EN HIZLI YAŞLANAN 2. ÜLKEYİZ.
YAŞLILARLA İLGİLİ SIKINTILAR VAR.
BU KONUYA HASSASİYETLE BAKMAK GEREKİYOR.
Çünkü bugün dünyada en hızlı yaşlanan 2. ülkeyiz. Birincisi Güney Kore'dir 2’si ise Türkiye’dir.
Sağlık problemi ileri düzeyde olan bir yaşlı nüfusumuz hızla geliyor. Yaşlı nüfusumuzun yaşam kalitesinin yükseltilmesi için devletin yöneticilerin bireylerin toplumun aile bireylerinin çoluk çocukların hepsinin bu konuya hassasiyetle bakması gerekiyor. Aslında 2025 temennimizin en büyüğü bu beklentilerimizdir. Yaşlılarla ilgili çok büyük sıkıntılar var. Ellerinde tek başına yaşayan ama birileri tarafından hakikaten yaşadığına inanılan, ama kuyruk sokumlarında çok ciddi yaralar olan ve içinde lavraların beklediği yaşlılarımız var. Hastaneden çocuklarının gelirleri 20-25 bin lirayken boğazında telekoskonomisini açıp midesine pec taktıktan sonra alın bu hastanızı götürün denilen bir süreç var. Anne veya baba alzheimer olmuş evde davranış bozukluklarından dolayı çok ciddi sıkıntılar yaşayıp çoluk çocuğun sıkıntı yaşadığı psikolojik depresyonlara giren aileler var. Yani bu durumdan dolayı boşanan aileler var. İnsanların sosyal hayatlarının bittiği bir dönem var. Eşlerin kendilerinden ayrılıp anneye fayda sağlayacağım deyip kendini çok kötü noktalara getiren bireyler var. Eğer biz sosyal devlet anlayışı ile dezavantajlı gruplar içerisindeki yaşlılarımıza 2025 yılında bunlarla ilgili çözümler olursa, biz sektör olarak, birey olarak, bu ülkenin vatandaşı olarak bizi en çok mutlu edecek şeylerden bir tanesi budur.
YAŞLILARIMIZIN YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRMAK İÇİN DEVLET BİRÇOK YATIRIM YAPMALI.
Şimdi Türkiye'de sistem hep şöyle işliyor. Yolda git, yolda giderken katarı düzeriz derler ya. Siz bunu yapın sonra kanunları çıkarırız derler. Bu patlamak zorunda, bu patlayacak şu anda kimsenin ön görmediği bu süreç yarın biz siz bizim yaşıtlarımız Büyük ihtimal yarın evlerde kutlanmış bir şekilde yaşayacağız. Eğer buna bir çözüm bulmazlarsa. Geliyorum diyor bunun için bugünden ne yapmak lazım. Yaşadığın yaşam kalitesini yükselmesi için insanların bilinçlenmesi gerekiyor. Yaşlılık sigorta priminin geliştirilmesi gerekiyor ve devletin bununla ilgili birçok yatırım yapması gerekiyor.
“BAKMAK” KELİMESİNİN ALTINI ÇOK İYİ DOLDURMAK GERİKİYOR.
ÇOCUKLARIN GÖREVİ DE YAŞLILALRININ YAŞAM KALİTESİNİ YÜKSELTMEKTİR.
Atatürk'ün çok güzel bir vecih sözü vardır. Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Eğer bir millet yaşlılarına ve emeklilerine değer vermiyorsa o millet olma özelliğini kaybediyor. Şöyle düşünün bir anne evde yaşıyor. Yatalak durumda. Kendi öz bakımını yapamıyor. Çocuklarını o eve bağlayan bir çatı gibidir. O yaşadığı müddetçe bütün kardeşler o evde birleşirler. Annenin öldüğü ertesi gün miras kavgası başlar. Yaşlıların, o yatan insanın bile o ailenin birleşmesi noktasındaki fonksiyonlarını anlayabiliyor musunuz? Sağlıklı bir birey olmasını bırakın o evdeki varlığı bile aile içerisindeki kavganın, nifakın her türlü şeyin önüne geçiyor. Yaşlılar bu kadar önemli. Annesini kaybetmeyen evinin kapandığını bilmez. Babasını kaybetmeyen arkasında bir gücün olduğunu bilmez. Ama bunları yaşatabilmek için de bakmak kelimesinin altına çok iyi doldurmak lazım. Bakmak göz ile bakmak değildir. Bakmak bu insanın medikalini, rehabilitasyonunu, öz bakımını, fizik tedavisini, her türlü ihtiyaçlarını zamanında bakmaktır. Yoksa asla hiçbir insan bir insanın ömrünü uzatamaz. Ömrünü kısaltamaz. Çocukların görevi de yaşlıların yaşam kalitesini yükseltmektir. Hiçbir evlat annesinin, babasının uzun yaşamasını sağlayamaz. Ama yaşarken kaliteli yaşamasını sağlamak zorundadır. Çünkü anne baba o çocuklar doğduğu zaman bütün yatırımlarını o çocuklar üzerinde kullanıyorlar. Aman iyi kreşe gitsin, iyi bir okula gitsin, iyi bir evlilik yapsın, evi güzel olsun, arabası güzel olsun, derken bütün dertleri çocukları oluyor. Ama ne yazık ki çocuklar arkalarına dönüp baktığı zaman, annelerinin, babalarının çocuk pozisyonlarını unutuyorlar. Bizim yapacağımız şey de onlar bize nasıl bakmışlarsa geriye dönüp onların bizim aynı statüde olduğumuz çocukluk dönemine girdiklerini görmemiz gerekiyor. Pencereye o pencereden bakmak lazım.
TÜRKİYE’DE EKOMOMİK ŞARTLAR ÇOK ZORLAŞTI.
Teknolojinin şartların her şeyin etkisi var. Şöyle söyleyeyim. Türkiye'de ekonomik şartlar çok zorlaştı. Aile bireylerinden kaç kişi varsa hepsi çalışmak zorunda. Anne de çalışmak zorunda, babada çalışmak zorunda, çünkü geçinme şansları yok. Babaanne ve anneanne evde tek başına yaşıyor. Bunu yapamazsınız. Ama eskiden geçim şartları daha kolay olduğu için fertlerden biri çalıştığı zaman evin bütün giderlerini karşılayabiliyordu. Şu anda bu mümkün değil. Artı artık dünyada her tarafa dağılan bir nüfus yapımız var. Oğlu gitmiş Amerika'da profesörlük yapıyor ya da Almanya'da başka bir pozisyonda çalışıyor. Anne baba Türkiye'de yaşıyor. Zaten artık öyle bir sosyalleşme süreci başladı ki sosyolojik yaşlılık diyoruz biz buna kimse kimsenin düğününe de gitmiyor. Düğün ve cenazeler insanların resetlendiği dönemlerdir. Cenazeye gider ağlarsınız içinizi boşaltırsınız, bünyenizi resetlersiniz. Düğüne gider gülersiniz kahkaha atarsınız vücudunuzu resetlersiniz. Cenaze ve düğün hayatını resetlendiği dönemlerdir fakat biz bunları unuttuk. Bize diyorlar ki insanlar neden demans oluyor neden alzheimer oluyor. Bence insanların bu sosyal yaşlılıktan dolayı girdikleri süreçtir. Artık aile bireyleri kendi 1 ve 2 derece yakınlarını görüşmekten imtina ediyorlar.
BU TÜR KURUMLAR, ÖZELLİKLE SOSYOLOJİK YAŞLILIK VE PSİKOLOJİK YAŞLILIKLA ALAKALI CİDDİ İŞLER YÜRÜTÜYORLAR.
Burası alternatiftir. Neden alternatif anlatayım. Asla ticari bir iş değil bunlar. Bu ülkenin %10'u %20 de onun yüzde onun yakınları olmak üzere %30 gibi bir kesime hitap ediyor. Sosyolojik yaşlılık nedir? İnsanın yaşlılığa girdiği zaman toplumdan soyutlanmasıdır. Yaşıtlarını kaybetmiş, yaşıtları uzaklaşmış artık mobilizasyonu yok gidip insanlarla toplu ortamlarda görüşemiyor, bireysel yaşıyor bu insana sosyolojik yaşlılığa maruz kalmış birey ediyor. Bunu atmanın tek yolu var. O da yaşıtların içerisinde yaşamak. Bu kurumların sağladığı en büyük fayda böyle bir kuruma geldiği zaman kendi yaşıtlarını gördüğü zaman şu psikoloji hemen ortaya çıkmaya başlar. Benim gibi yaşayan bir sürü insan var. Çünkü evde şunu düşünüyordu benim halim ne olacak herkes öldü gitti. Burada ise kendi yaşıtların yaşadığını görünce rahatlamaya başlıyor. Yani işin %50 rehabilitasyonu burada başlıyor. Aldığı hizmetleri bir tarafa bırakalım kuruma girer girmez kendi gibi yaşayan insanları gördüğü zaman rehabilite olmaya başlıyor. Bu tür kurumlar özellikle sosyolojik yaşlılık ve psikolojik yaşlılıkla alakalı ciddi işler yürütüyorlar. Psikolojik yaşlılık mesela biz toplumda bütün yaşlıların cimri olduğunu görürüz. Asla para harcamak istemezler, eşyaları kırıldığı zaman bile atmak istemezler. Evlerini bir Kabe gibi olarak görürler ve asla çıkmak istemezler. Neden biliyor musunuz, çünkü psikolojik yaşlılıkta geçmişe özlem, geleceği endişe başlıyor. Endişeyi de şu açıdan yaşıyor, ben paramı harcarsam mahvolurum. Bu eşyamı atarsam asla bir daha alamam, bu evden dışarı çıkarsam sokakta kalırım. Bu psikoloji ile yaşamaya başlarlar. O psikoloji insanı kemiren bir kurt gibidir korku ve endişeler doğurur. Biz o insanları bu kurumları transfer ederken burada tek şart sosyalleşme ve psikolojik yaşlılık ile alakalı çok ciddi bir müdahale ediyoruz. Onların toplumda sağlıklı bireyler olarak yaşamalarını sağlıyoruz.
VERDİĞİMİZ HİZMETLERİ 5 BASAMAKLI OLARAK SIRALIYORUZ.
Verdiğimiz hizmetleri 5 basamaklı sıralıyoruz. Birincisi Türkiye'deki sağlık sistemini biliyoruz. Hastanelere gidildiği zaman, gerekli eğitim verilmediği için, doktorlara ve hemşirelere çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Biz burada nöroloji ve dahiliye uzmanları çalıştırarak gereği akti eğitimi vererek sistemi kendimiz organize ediyoruz. Ayakta tedavi süreçlerini hastaneye gitmeden burada kendimizi sağlayabiliyoruz. Hastaneye gitmeden tahlillerini yaptırabiliyoruz, ilaçlarını alabiliyoruz. İdrar sondası burundan sonra takabiliyoruz. Birincisi yani birçok müdahaleyi kurumda yapabiliyoruz hastaneye gitmeye gerek kalmadan. İkincisi rehabilitasyon dediğimiz süreci üstleniyoruz. Rehabilitasyon anlattığım gibi sosyolojik ve psikolojik yaşlılıkta insanların toplu bir yerde yaşamalarını sağlayarak onların değerli olduklarını hissettiriyoruz. Ve onların birbirleriyle iletişimlerini yakınları ile iletişimlerini yakınları ile iletişimleri arasında sıkıntı yaşıyorlar çünkü. Çünkü bireyin annesini annesinin evini satalım mı dediği zaman anne için kıyamettir o. Biz onları da sansürlüyoruz. Diyoruz ki yaşlılar ile o şekilde sohbetler yapmayın. Onları koruma altına alıp rehabilitasyon sağlıyoruz.
Üçüncüsü ise öz bakım. Öz bakım sağlık sisteminin temelini oluşturur. Öz bakım içerisinde vücut temizliği aldığı sıvı çıkardığı idrar günlük ne kadar protein aldı ne kadar dışarı çıkarıldı bunların hepsinin takip edilmesi gerekiyor. Beslenme sistemi için diyetisyen kontrolünde kendi yemeklerimizi kendimiz yapıyoruz yaşlarına göre çok güzel bir beslenme sistemi belirliyoruz. Hani şöyle bir laf vardır 50'ye kadar kuzu yiyin 50'den sonra kuzunun yediğini yiyin. Özellikle yaşlıların dolaşım ve sindirim sistemlerinin rahat olması için onların bünyelerine uygun gıdaları pişiriyoruz. Bunu evde yapmak mümkün değil. Diyet yemeklerimiz var, tansiyon için yemeklerimiz var. Her yaşlının mobilizasyonu azaldığı için dolaşım sisteminde sıkıntılar başlar, biz onlara burada fizik tedavi hizmeti veriyoruz. Yani bir yaşlının bütün ihtiyaçlarını kurum içinde karşılayabiliyoruz tek merkezde. Dışarıda almış olsa her birini farklı yerlerde alması gerekecek. Ve bunları da alması mümkün değil. Yani biz bütün ihtiyaçları tek bir kurum altında toplayıp bu hizmetleri veriyoruz.
Bu basamakların hepsi birbiriyle bağlantılıdır. Dolaşım sistemi fizik tedavi ile dolaşım sistemi kandaki oksijen miktarına bağlı. Mesela oturan bir insanla yatan bir insanın satrasyon değeri farklı çıkar. Mobilizasyonun kısalttığınız zaman yürümeler azaldığı zaman kanın rengi değişmeye başlar pıhtılaşmaya başlar başka sıkıntılar da başlar. Biz onları geriatri diye bir bilim dalı içerisinde profesyonelce takip ediyoruz. Bu hizmetler çok önemlidir ve bir yaşlının alması gereken hizmetlerin başında bunlar gelir.
VERDİĞİMİZ HİZMETTEN MUTLUYUZ.
Bu kişiyle de alakalıdır. Benim vicdanım ve duygularımla alakalıdır. Ben duygusal bir insanım. Bir insan boşanma noktasına gelmişse ve o çocuklar boşandıktan sonra perişan olacaklarsa ve ben onlara çare oluyorsam bu bana mutluluk verir. Bir insan evde yalnız başına yatıp kalacaksın, lavralarla uğraşacaksa, burada tertemiz olduğunda, ben de mutlu oluyorum. İşe gidememiş, iş hayatı bitmiş insanlar var mesela. Annesi babası burada kalmadığı zaman iş hayatı biten insanlar var. Biz onların iş hayatının devam etmesini sağlıyoruz. Huzuru sağlıyoruz sosyalleşme ile ilgili süreci sağlıyoruz. Örneğin karı koca tatile gitmek istiyor 3 gün. Fakat evde bir hasta bakıyorlar gidemiyorlar. Aslında burada yaşlının yaşam kalitesini yükseltirken işin %50'sinde onların yakınlarına sağlıyoruz. Onların Sosyal hayatları iş hayatları ve aile hayatları düzene girmeye başlıyor. Sadece yaşlı ve yaşlı yakınları değil dışarıdaki çocukları bile bizden fayda sağlıyor. Daha sağlıklı bireyler olmaya başlıyorlar. Çünkü onlar aynı ortamı paylaştığı zaman, mesela psikiyatri ve nörolojide bazı kurallar vardır, yatalak psikiyatrik ya da nörolojik bir hasta varsa yanında kalırsanız 6 ay sonra sizin sağlık problemleriniz başlar. Yani biz aslında yaşlı bir hasta bireylerin yakınlarını süreçten izole ederek onların yaşam kalitelerine de çok ciddi katkı sağlıyoruz.
HİZMETİMİZİN BİRÇOK EVRESİNİ TÜRKİYE’DE BİZDEN BAŞKA YAPAN YOKTUR.
Bundan başka iki şubemiz daha var toplamda. İstanbul'da 300'e yakın yatağımız var. Mecidiyeköy'de bir şubemiz Çamlıca'da bu şubemiz var. Ve 2018 senesinde tamamen kurumsallaşan bir kurumuz. Yani Türkiye'de hiçbir kuruma nasip olmayan bizim de biraz sektörün çok önde olmamızdan ve sektörün lideri olmamızdan dolayı şu anda sektöründe hiçbir kurumda olmayan altyapımız var. Hizmet içi eğitimlerimiz var. Toplantı hizmet içi eğitim odalarımız var. İnsan kaynakları departmanlarımız var. Alanlarında uzmanlaşmış şahsiyetlerle çalışıyoruz. Başarımızın temelinde de bu yatıyor.
Bütün misafirlerimizi, yani hastalarımızı evlerine giderek sosyal incelemeden sonra transferlerini yapıyoruz. Bizim için çok önemlidir. Buraya gelecek insanı evinde tanımak için gideriz. Bizlere güven duymalarını sağlamaya çalışırız. Yaşlı yakınlarına, ben anneme babama bunu nasıl ikna edeceğim, o zor süreçten kurtarmak için hizmet veriyoruz. Sonrasında da transfer ettiğimizde kiminle aynı odaya koyarsak mutlu ederiz onun planını yaparız.
HEDEFİMİZ ŞUBE SAYIMIZI 10’A ÇIKARMAKTIR.
Bu ülkede eğitim almış bir insan olarak, bu ülkede yaşayan yaşlıların yaşam kalitesinin yükseltilmesi ile ilgili varabileceğim noktaya kadar gideceğim. Ben bu ülkede yaşayan insanların bir Hollandalıdan, bir Lüksemburgludan daha kalitesiz olduğuna inanmıyorum. Onların yaşam şartlarından daha iyi yaşam şartlarına kavuşmaları için gayret göstereceğim.
Yapacağımız şey arkamıza bir sermaye bir vicdan alıp da yapabilirsek biz bu ülkede en 15 bin insana katkı sağlamak istiyoruz.
10 şube hedefimiz vardır. Genelde ülkemizin doğu kısmında, İç Anadolu kısmında bu konu biraz yadırganıyor. Özellikle eğitim seviyesi yüksek ve Avrupa ile entegre olmuş batı kısımlarında bu konu biraz daha duyarlı ve hassas olarak gözüküyor.
Planlarımız arasında 2 sene içerisinde şube sayımızı dediğim gibi 10’a çıkarmak. Ve yatak sayımızı 2 bine çıkarmanın gayretindeyiz.
KALEM MEDYA OLARAK KONUYA GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ HASSASİYETTEN ÖTÜRÜ ŞAHSINIZDA KALEM MEDYA GAZETESİNE TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.
Kalem Medya olarak sizin konuya gösterdiğiniz hassasiyetten ötürü sizin şahsınızda Kalem Medya Gazetesine çok teşekkür ederim.
Bu bir toplum meselesidir. Sizler de toplumda toplumun 4 ayağı olarak toplumu aydınlatma ayağı olarak çok önemli bir işlev görüyorsunuz. Duygusallığınız ve hassasiyetinizden ötürü size çok teşekkür ediyorum. Duyarlılığınızdan ve vicdanınızdan dolayı kutluyorum. Çünkü insanlar insan yapan duygularıdır. Fiziki şartları değildir. Yani bir insanın bıyığının olması onu adam yapmaz. Onu insan yapan ahlakıdır, şerefidir, onuru hassasiyeti vicdanıdır, duygularıdır bunlar olmak zorunda. Zaten insanı insan yapan özellikler bunlardır.
UMUYORUM Kİ 2025 YILINDA SIKINTILARIN BİR KISMI ÇÖZÜLÜR.
Temennilerimiz şudur 2025 senesinde bu anlattığımız sıkıntıların bir kısmı umarım çözülür. Yasal düzenlemeler yapılır, yaşlıların olması gereken noktada görülmeleri sağlanır. Ve onları neye ihtiyaçları varsa, o ihtiyaçların temini noktasında birileri katkı sağlamaya başlar. Biz bu Yola devam ediyoruz. Biz karınca misali bu yola devam edeceğiz. Biz hacca gideriz gitmeyiz ama bu yolu yürüyoruz. Onunla ilgili bir sıkıntımız yok. Ama biz istiyoruz ki bu işe katkı sağlayacak insanların, bu potanın içerisinde çok daha fazla girmesini istiyoruz. Bu potaya dâhil olsunlar onlarla beraber yürüyelim. Bizden destek isteyen birileri varsa Gönül rahatlığıyla her türlü desteği vermeye hazırız.
HABER-RÖPORTAJ: ORHAN KARAKAŞ / KALEM MEDYA GAZETESİ